Mehmed Akif ASLAN


ADİL DÜZENDE EŞİT DÜZENSİZLİK

Bedava olunca ağızda sakız eskitilirmiş. Günümüzde de “adalet” ve “eşitlik” kavramları ağızlarda çokça eskitiliyor. Kimine göre eşitlik ve adalet aynı şey, kimine göre çağdaşlık eşitlik demek, kimine göre de adalet çağ dışılık. Gelin bu kavramlara, penceremizin güneşin vurduğu yönünden bakalım!


Bedava olunca ağızda sakız eskitilirmiş. Günümüzde de “adalet” ve “eşitlik” kavramları ağızlarda çokça eskitiliyor. Kimine göre eşitlik ve adalet aynı şey, kimine göre çağdaşlık eşitlik demek, kimine göre de adalet çağ dışılık. Gelin bu kavramlara, penceremizin güneşin vurduğu yönünden bakalım!


İlk önce bu iki kavramı karşılaştıralım. “Eşitlik” kelime anlamı itibariyle iki veya daha çok şeyin eşit olması durumu, “Adalet” ise herkese kendine uygun düşeni, kendi hakkı olanı verme olarak tanımlanıyor. 


Peki her eşit tutum adil midir? Ya da her adil tutumun eşit olmasına gerek var mıdır? Bildiğiniz üzere günümüz hukuk sistemi bilinenin aksine eşitlik üzerine kurgulanmıştır. Yani ağıza sakız edilen diğer bir adıyla, özgürlük


Özgür olmak” kelimesinin altını eşitlik ilkesi ile doldurmaya çalıştığınızda toplumumuzda yaygın olan ve yayılmaya devam eden “Çarpık ilişkiler, eşcinsellik, taciz, hırsızlık, adam kayırma, değerlerin kullanılması, popülizm” gibi hususların önüne ne yazık ki geçemiyorsunuz! O zaman burada sorgulamamız gereken asıl husus ise “Bu sistemin neden eşitlik üzerine kurulduğudur”.


Müsaadenizle eşitlik ve adalet üzerine olan ayrımı biraz daha detaylandırmak istiyorum. Sosyal medyada çoğumuzun aşina olduğu bir görsel vardır. Pencereden dışarı bakmak isteyen lakin boyları farklı olan iki kişiye eşit sayıda kutular verdiğinizde, boyu diğerine göre biraz daha uzun olan kişinin maçı izlemesini sağlarken diğer kişi hala maçı izleyememektedir. Burada uygulanması gereken boyu diğerine göre daha kısa olan kişi belki bir kutu daha fazla vermektedir. Yani her eşit tutum maalesef adil değil. Ve her adil tutumunda eşit olmasına gerek yok.


Sadece kadınların ya da aile olarak yararlanılan bir otobüsün hizmete alınması adil bir davranış mı olur yoksa eşit mi? Baktığınızda eşitlik üzerine kurulu özgür sistemin getirdiği modelde kadın ve erkek karma seyahat etmektedir. Ki bu seyahat beraberinde taciz, yanlış anlaşılmalar, gereksiz göz temasları gibi birçok detayı beraberinde getirmektedir. Adil olan sistemde sizce kadınların birbirleri arasında çok rahat hareket edebilecekleri, yanında bulunan kişi ile arasına mesafe koyma gayreti içerisine girmeyeceği, kalabalık seyahatlerde taciz ya da yanlış anlaşılma riski ile baş başa kalmayacağı bir yolcu taşıma sistemi sizce adil olan sistemin getirisi olmaz mı? Bu örnekleri toplumsal yaşantımızın çoğu alanında düşünebiliriz. 


Kur’an-ı Kerim’de “Adil olmak” ile ilgili birçok ayet yer almaktadır. Dinimiz İslam, yönetim anlayışımızdan, toplumsal hayatımıza kadar hayatın her alanında adaleti tesis etmemizi emretmektedir. Bir örnek daha verelim. Sizden yardım talebinde bulunan iki insan var. Birinin kılık kıyafeti çok kötü ve soğuk havada kendini koruyamayacak. Diğerinin ise kıyafetleri kışa dayanıklı olmasına rağmen açlıktan bir deri bir kemik kalmış. Bu iki insana gerek maddi gerek manevi eşit yardımda bulunmanız maalesef hiçte adil değil. Evvela aç olanın karnını doyurmanız, çıplak olanı da giydirmeniz gerekmektedir. Adalet ile hükmetmek bunu emrediyor çünkü. Eşit davrandığınızda verdiğiniz yemek parası ile kıyafeti olmayan kıyafeti tam olarak alamazken karnı aç olan karnını doyuracaktır. Bu ve bunun gibi farklı alanlarda birçok örnek sıralayabiliriz.
Bizler yaşadığımız sistemin dışına çıkıp neredeyse yüz yıla yaklaşan bu hukuk sistemimizin kurulduğu ilk günü sorgulamalıyız! Çünkü dışarıdan bakmadığınız zaman içeride herkesin halinden memnun olduğunu düşünüyor olabilirsiniz. Oysa ki karnı aç olana kıyafet alınan ya da kıyafet ihtiyacı olanın karnının doyurulduğu bir sistemin ivedi bir şekilde Kur’an-ı Kerim’in emrettiği haliyle “Adalet” temelli güncellenmesi gerekmektedir.


Herkesin şapka takmasının kanun hükmü ile tesis edilmesi eşitlik olarak görülebilir. Çünkü herkeste şapka var. Peki ya saçlarının rüzgârda dalgalanmasını isteyenler ne yapacak! Ya da saçında mevcut rahatsızlığından dolayı o şapkayı takamayanlar! İşte adalet burada devreye giriyor. Ve sana diyor ki, “Evlat bırak isteyen şapka taksın, isteyen takmasın.” 


Gelin biz daima adaleti tesis edenlerden yana olalım. Adil düzende, eşit düzensizlik yaşamamak adına!