SEÇİL SEMİZ ÖZCAN


Kadın kadının yurdudur!

Dilimizde ‘Kadın kadının kurdudur’ diye bir laf var.


Dilimizde ‘Kadın kadının kurdudur’ diye bir laf var.

Ne zaman bu sözü duysam, ya da bu sözün geçtiği ortamda bizzat bulunsam,

İç geçirir, yüzümü ekşitir, bu sözden sonra söylenebilecek her söze kulaklarımı tıkar,

En nihayetinde de kollarımı birbirine dolar, kendimi iletişime kapatırım.

Zira bu sözün sonrasının akıbeti bellidir…

“Kadınların birbirlerinin kuyusunu kazdığına dair anlatılan hikayeler…

 Kıyaslamanın çok çok ötesinde, ötekileştirmeye dönen laflar, sözcükler 

 Ve eleştirirken hızını alamayıp aşağılamaya kadar varan ifadeler tenkitler…”

Fiziksel şiddetin yapı taşı, sözel şiddettir.

Şiddeti besleyen ise nefret söylemleridir, onur kırıcı davranışlardır, küçük düşüren kabalıklar ve zorbalıklardır.

Şiddetin bin bir türlü haline şahit olduğumuz şu günlerde,

Erkek şiddeti yüzünden hayatını kaybeden hemcinslerimiz bir yana,

Her gün on binlerce kadın da sözel, cinsel, psikolojik ve hatta dijital şiddete maruz kalıyor canım ülkemde.

Bırakın tercih ettiğimiz kıyafetle eleştiri oklarının hedefi olmayı,

Hamile bir kadının yolda yürümesini dahi ayıplayan zihniyetlerle burun buruna yaşıyoruz anbean…

Durum böyleyken; iş, sosyal ve özel hayatımızda çeşitli zorluklarla (savaşmamız demiyorum!) mücadele etmemiz gerekirken,

Bir de “Kadın kadınının kurdudur” sözünü işittiğimde,

Kuyruğuna basılmış kedi gibi sıçrıyorum.

Çünkü biliyorum ki hedef kişisel bir çekişme değil; hedef kadınlık, hedef aydınlık, hedef hürriyet.

İşte tam da bu sebeple; birbirimizin ışığını söndürmek için değil, o ışığı daha da yaymaya,

Birbirimizin kurdu olmaya değil tam tersine birbirimizin yurdu, ufku, umudu olmaya,

İlham olmaya, cesaret aşılamaya, “ hadi deyip el uzatmaya” ihtiyacımız var.

Bizden sonra gelecek neslimizin, bilhassa kız çocuklarımızın özgürce ve refahça yaşaması, kendi topraklarımızda hürce ve yüksek sesle konuşabilmesi için,

Bugün birbirimizin sesine, gücüne daha çok ihtiyacımız var.

Zira tek başınayken sesimiz duyulmaz, tek başınayken ferdi olduğumuz için bir anlam ifade edemeyiz.

Ve birlik olursak, çok oluruz!

Ve çokluk göz ardı edilemez, yok sayılamaz…