KANAL ON6 BİLGİLER
WHATSAPP İHBAR HATTI
Yazı Detayı
09 Aralık 2019 - Pazartesi 22:35 Bu yazı 2087 kez okundu
 
HALK BİR YANDA, SİYASETÇİLER BİR YANDA
Aykut GÜL
[email protected]
 
 

Millet patron, siyasiler çalışandır…

 

Çalışan patronuna egemen olamaz. Efendi olamaz. Tembel olamaz.

Son günlerde makam mevki sahibi olmuş siyasi ve bürokratların tavırları vicdanları yaralıyor.

Valinin herkesin içinde bir genci küçük düşürmesi,

 

Belediye Başkan Yardımcısının şoförüne tuvalet önünde nöbet cezası vermesi, yine bir başka bürokratın makam aracının kapısını geç açması nedeniyle şoförünü sürgün etmesi tüylerimizi diken diken etti. Liderler ne kadar bu yaşananlara ilişkin tepki göstersede bu durumları vatandaşın hafızasından silmek kolay değil. 

 

Üzülerek belirtmeliyim ki iktidarıyla muhalefetiyle, diplomatıyla bürokratıyla milletin ekmeğini yiyenlerin neredeyse tümü gözden düşmüştür.

Öyle ki siyasi arenada liderlerin konuşmalarını dinlemek dahi vatandaşa zül gelmektedir. Vatandaş siyasetten kaçmaktadır. Millet artık siyasetten soğumuş, bıkmış, nefret etmiştir.

 

Soruyorum...

Halkın gündeminde hayat pahalılığı, işsizlik ve adalet var. Bu üçünü eğitim ve terör sorunları takip ediyor.

Peki ya siyasetin gündemi nedir?

Bu soruyu okuduğunuzda gülümsediğinizin farkındayım.

Çünkü sorunları çözmek için seçilmiş veya atanmış olan siyasiler ve yöneticilerin gündemiyle halkın gündemi aynı değil.

Televizyon kanalları, sosyal medya veya çeşitli aktivite ve toplantılarda anlatılan ve tartışılan konular artık halkın gündeminde yok. Ankara ile Türkiye’nin konuştuğu şeyler çok farklı.

 

Halkın ve ülkenin sorunlarının çözümünde bu sorunları doğuran ana kaynakların ve temel nedenlerin konuşulmaması, tali derecedeki önemsiz unsurların tartışılması can sıkıcı vaziyete geldi.

 

Mesela, ülkemizde adalet ve yargı konusunda büyük sıkıntıların yaşandığı bu günlerde “af” konusu gündeme getirilip tartışılıyor.

 

“Bu ülkede suç işleme oranları niye artmaktadır?”

 

"İnsanlar niçin suç işlemeye daha çok meyleder hale gelmiştir?”

 

veya

 

“Her suç işleyen hak ettiği cezayı çekiyor mu?” gibi soruların cevabını sorup da tartışmaya açanımız var mı Allah aşkına?

 

İkinci yargı paketi hazırlıkları sürüyor. Yetkililer tarafından şu anda cezaevlerinde bulunan 288 bin hükümlü ve tutukludan yüzde 91'inin 10 tür suçtan içeride bulunduğu bilgisi paylaşıldı.

 

OECD’nin Mayıs 2019 tarihli verilerine göre, OECD ülkeleri arasında Türkiye, Amerika Birleşik Devletleri’nin ardından hapsetme oranlarında ikinci sırada yer alıyor. 330 milyon nüfuslu ABD’de, 100 bin kişiye düşen tutuklu ve hükümlü sayısı 655 iken, bu sayı 82 milyon nüfusa ev sahipliği yapan Türkiye’de 318.

                                                                          

Ne acı ki eğitimde, teknolojide listelerin son sıralarında yer alan Türkiye, hapsetme oranlarında ABD ve İsrail’le ilk üç sırayı paylaşıyor.

 

                                                                       ***

İşsizlik rakamlarına paralel olarak hırsızlık rakamlarının da aynı oranda yükseldiğini görüyoruz. TÜİK’in açıklamalarına göre Ağustos 2019 itibarıyla tarım dışı işsizlik oranı 3,5 puanlık artışla yüzde 16,7 olarak tahmin edildi.

 

Cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlülerin işledikleri suçlara göre incelendiğinde 2017 yılında hırsızlık yüzde 17,3 ile başı çekmekte.

 

Eğitimden kültüre, ekonomiden hukuka, siyasetten medyaya kadar birçok alanda tükenmişliğin ve kokuşmuşluğun yaşandığı ülkemizde çoğunlukla bütün sorunlar kaynak olarak gelip sistemde kilitlenmektedir.

 

Eğitimde felsefe ve sistem olarak Batıyı taklit eden ülkemizde, ekonomik olarak ifade edersek eğitim artık ciddi anlamda zarar etmektedir. Son yıllarda bütçeden en çok payı alan eğitime 2018’te 134 milyar 727 milyon TL kaynak ayrılırken, bu payın 92.5 milyar TL’si MEB bütçesi olarak belirlendi. Bu kadar bütçe ayrılmasına rağmen nitelikli bireyler yetiştiremiyoruz. Olmuyor.

 

Ekonomi ve eğitimin birbirini doğrudan etkileyen iki ana unsur olduğu tartışılmaz, mutlak bir hakikattir. Çin ve Singapur örneğinde olduğu gibi…

 

İyi eğitim iyi ekonomiyi doğuruyor. Türkiye'de 2019 yılı itibarıyla 206 üniversite faaliyet göstermektedir. Bunlardan 129'u devlet üniversitesi, 77'si ise vakıf üniversitesidir. YÖK tarafından açıklanan istatistiklere göre, Türkiye'de 2018-2019 öğretim yılında üniversitelerde 7 milyon 740 bin 502 öğrenci eğitim almıştır. Bu öğrencilerin en iyimser ihtimalle önümüzdeki beş yıl içerisinde yüzde otuzu bir işe yerleşecek ve geriye kalan yüzde yetmişi işsizler ordusuna katılacakdır.

 

 

                                                                            ***

 

Ülkemizde bireyin ve toplumun beden ve ruh sağlığına aşırı derecede zarar veren, ayrıca vatandaşların sahip oldukları sermaye ve servetlerini kaybetmelerine neden olan içki, uyuşturucu, kumar, tefecilik ve fuhuş gibi kötülüklerin giderek arttığını söylememe gerek var mı bilmiyorum.

 

İyi eğitim veremediğimiz gençlerin çoğu bunlara bağımlı.

Yarın uyuşturucu kullanan vali, tefecilik yapan ekonomi bakanı, fuhuş yapan diplomatlarımız olacak. Sahi kimse farkında değil mi?

Bu kötülüklerin önü alınmazsa şimdikinden daha ağır bedeller ödeyeceğimiz kimsenin umurunda değil mi?

Çakar lambayla kırmızı ışıktan geçmek için geceleri bile çalışan, maaşlarının az olduğunu savunan ve yükselten, çoğu zaman TBMM’ye bile gelmeyen meclis mensuplarına sesleniyorum…

 

Kendinize gelin artık.

İktidarıyla muhalefetiyle.

Silkelenin.

Lütfen...

 

 

 

 
Etiketler: HALK, BİR, YANDA,, SİYASETÇİLER, BİR, YANDA,
Yorumlar
Haber Yazılımı
Kişisel verilerinizin işlendiğini ve saklandığını 6698 sayılı KVKK Md.10 aydınlatma yükümlülüğü kapsamında tarafınıza bildirmek isteriz.