KANAL ON6 BİLGİLER
WHATSAPP İHBAR HATTI
Yazı Detayı
16 Ocak 2020 - Perşembe 00:17 Bu yazı 2786 kez okundu
 
HARRANLI OLMAK, SENDİKALI OLMAKTAN DAHA İYİ GİBİ
Aykut GÜL
[email protected]
 
 

Yıl 1650…

 

Sanayi Devrimi yeni teknolojik gelişmelerin de hazırlayıcısı oldu. Zanaatkarlar, çiftçiler ve köylüler artık geçinemeyecek hale geldiler.

 

Hal böyle olunca kentlerde kurulan fabrikalara akım oldu. İnsanlar hızla işçileşme sürecine girdiler.

Belirli zengin kesimler tarafından adeta köle gibi çalıştırılan işçiler hiçbir hak iddia edemiyorlardı. Karın tokluğuna çalışıp patronlarının servetine servet ekliyorlardı. Fakat patronların gözden kaçırdıkları bir nokta vardı.

 

Çalışma ve yaşama koşullarının gittikçe ağırlaşması işçi hareketlerinin doğmasına neden oluyordu. Fabrika sisteminin aynı anda çok sayıda kişinin yan yana çalıştığı bir sistem olması, işçilerin bir araya gelişini kolaylaştırıyordu.

 

Sendikalaşma;  İngiltere, Fransa ve Almanya başta olmak üzere Avrupa'da, işçilerin insanlık dışı çalışma koşullarına karşı kurdukları yardımlaşma sandıkları ile başladı.

 

O yıllarda birlik ve beraberlik ruhu ile tanışan işçiler kurdukları sandıklarda birikmesi için küçük aidatlar topladı. Toplanan bu paralar ile sağlık durumu iyi olmayan, çalışmaya elverişsiz işçilere ve onların ailelerine yardımlar yapıldı. Her şey tüm insanların gözü önünde yapılıyordu. Örgütlenmeye lider olan kişileri kayırıcı bir durum söz konusu bile olamazdı. İhtiyacı olan alırdı o hisseden payı.

 

Başlangıçta işçi eylemleri örgütsüz biçimde kendiliğinden gelişiyordu. Genellikle ağır çalışma koşullarına karşı anlık öfkeler biçimindeydi.

 

İş koşullarının daha da kötüleşmesi, kadın ve çocuk emeğinin ağır ve tehlikeli işlerde de sınırsızca kullanılması tepkilerin daha da büyümesini sağladı. Birlik ve beraberlik tüm olumsuzlukları bertaraf ediyordu. İşçiler iş bırakma eylemleri ile istediklerini almaya başladılar, sendikacılık dünyaya yayıldı.

 

Vee yıl 2020…

Şimdi bu anlattıklarımızdan sonra dönüp sendikalara bakın…

*Birlik ve beraberlik var mı?

*Tabanın sesi ne kadar tavana yansıtılabiliyor?

* Toplanan aidatlar nereye harcanıyor?

*Sendika başkanlarının mal varlıkları ne kadar?

*Sendikalar üyelerine ne kadar katkı sağlayabiliyor?

*İşçilerin ve diğer kamu çalışanlarının haklarını ne kadar koruyabiliyorlar?

*İşçilerin ve kamu çalışanlarının ne kadarı sendikalarından memnun?

*Sendikalara üye olmayan milyonlarca insan neden olmuyor?

 

Bu sorduğum soruların neredeyse hepsi olumsuz yanıt içeriyor.  O halde Türkiye’de sendikal alanda sorun var ve bu sorun iki maddede özetlenebilir.

MADDE 1-  Hükümet sendikaların dile getirdiği sorunların hiçbirini takmayıp istediği boruyu öttürüyor.

MADDE 2-  Sendikalar “Aman başımız ağrımasın Ali Rıza Bey” modunda ne etliye ne sütlüye karışıyor.

 

***

 

Değerli okurlarım.

Dikkat ettiyseniz. İlk sendikal girişimler tabandan tavana yayılıyor. En altta ezilenin sesi en üsttekine duyuruluyor.

Geçtiğimiz günlerde Şehit Gazi-Sen Genel Başkanı Sn. Fatih Ocak’ı ağırladım Kanal ON6’da. Ocak, sendikaların devletin ulaşamadığı veya güç yetiremediği yerlerdeki açıkları kapatmak için gayret göstermediğini söyledi. Sendikacılığın artık tavandan tabana yayıldığını dile getirdi.

 

Ocak’a göre başkanların çoğu hem kamu kurumlarında çalışıyor hem de sendikasından uçuk maaşlar alıyor. Kurumlarda amir olarak çalışan başkanlar farklı bir sendikaya üye olmak isteyen birine bin bir türlü kötülük yapıyor. “Eğer o sendikaya gidersen seni sürerim” diye fetö taktikleri uyguluyorlar.

 

Benim en dikkatimi çeken ayrıntı ise şurası oldu.

Başkanların belirlediği bir yönetim kurulu var. Toplam 8 kişi diyelim. Bu kişiler ortaklaşa el kaldırıp indirerek kendi maaşlarına zam yapabiliyormuş. Oh ne ala memleket…

 

Acaba işçinin memurun bundan haberi var mı? Bu hak mıdır? Adalet midir?

Bu yorumları Şehit Gazi Sen Genel Başkanı Fatih Ocak’ın açıklamaları üzerine yapıyorum. Eğer ki sendikalarda durum böyle ise…

Vay o işçinin,

Vay o memurun haline…

 

SON NOT

Rahmetli Kemal Sunal’ın sendika ile ilgili bir repliği var biliyorsunuz. Diğer işçilerle aynı işi yapmasına rağmen daha az ücret verilince nedenini soruyor. Parayı veren adamla arasında şu diyalog geçiyor.

  • O adam sendikalı kardeşim
  • Ben de Harranlıyam

 

Hiç Harran’ı araştırdınız mı? Dünyanın ilk üniversitesi Şanlıurfa’da bulunan Harran Üniversitesi’dir. Harran’da İbni Teymiyye gibi alimler, Battani gibi bilim adamları yetişmiştir. Üniversite hala üst düzey insanlar yetiştirmeye devam ediyor.

 

Yani günümüzde Harranlı olmak sendikalı olmaktan daha iyi gibi…

Ramazan Acar hocam kızacak ama yapacak bir şey yok.

Söz kalemden çıktı…

 
Etiketler: HARRANLI, OLMAK,, SENDİKALI, OLMAKTAN, DAHA, İYİ, GİBİ,
Yorumlar
Haber Yazılımı
Kişisel verilerinizin işlendiğini ve saklandığını 6698 sayılı KVKK Md.10 aydınlatma yükümlülüğü kapsamında tarafınıza bildirmek isteriz.