Obez bir hasta, sıkı bir diyet programını uygularsa fazla kilolarından kurtulur.
Diyet, kendisine acı verebilir ama sağlığına kavuşacağı ve fit bir bedene sahip olacağı için buna katlanabilir.
***
3 yılı aşkın bir zamandan bu yana da obezleşen ekonomimiz için sıkı para ve maliye politikası adı altında ‘diyet’ uygulanıyor.
Enflasyonla mücadele uğruna talep kısıldı, ekonomi soğutuldu, yüksek faiz uygulanarak krediye erişim hem zorlaştırıldı hem de cazibesi yitirildi, kur baskılandı, başta asgari ücretliler olmak üzere çalışanlara düşük zam uygulaması hayata geçirildi, emekli maaşları gıdım gıdım arttırıldı.
Özetle, acı reçete içilirdi topluma…
**
Sonuç?
Enflasyon istenen seviyeye düşürülemedi, faizler 3 yıl önceki gibi hala çok yüksek, hayat pahalılığı devam ediyor, yatırımlar azaldı, ticaret düştü, ihracatçı isyan ediyor, tekstilci kan ağlıyor, ücretliler ay sonunu getiremiyor, Türk şirketlerine güvenip birikimlerini borsaya yatıran küçük yatırımcının parası pul oldu.
O halde, sadece faizleri yükseltip, vergileri arttırmak üzerine kurulu bu ekonomi politikası neden uygulandı?
***
Ekonomi yönetimi her Allah’ın günü çıkıp, ekonominin harika gittiğini, enflasyonun bilmem kaç yılın dibinde olduğunu, programın meyvelerinin toplanmaya başlandığını söyleyip duruyor ama sahadaki durum bambaşka.
Bakın mesela daha geçen hafta İstanbul Demir ve Demir Dışı Mamülleri İhracatçılar Birliği Başkanı Çetin Tecdelioğlu, “Artan maliyetlerden dolayı rekabet gücümüzü kaybediyoruz. Sanayiciler yorgun, 2 ay dayanacak gücümüz kalmadı. Çoğu şirket yedek akçeyi bitirmiş durumda” diyerek, ekonominin içler acısını durumunu ortaya koydu.
Tecdelioğlu’nun söylediği gibi yedek akçelerin bile tükenme noktasına geldiği sanayide çarklar yavaşladı ama böyle giderse duracak.
Çarkların durması işsizliği körükleyecek, yeni işsizler ordusu yaratacak.
***
Perşembe günü Merkez Bankası PPK toplantısından kuvvetle muhtemel faiz indirim kararı, savaş gerekçe gösterilerek çıkmayacak.
Yani dört gözle beklenen faiz indirimi bir başka toplantıya, umutlar da başka bahara kalacak.
Bu da ekonominin kötü seyrinin devam edeceğini gösteriyor.
***
Gelelim kara ekonominin gölgesindeki siyasi tabloya.
Dünyanın herhangi bir ülkesinde, bu kadar kötü bir ekonominin yaşandığı dönemde iktidar büyük bir oy kaybına uğrar, muhalefet de büyük bir oy artışına ulaşır.
Ancak anketler, iktidarın hala gücünü koruduğunu, muhalefet partilerinin ise anlamlı bir toplumsal desteğe ulaşamadığını gösteriyor.
Bu durumun tek mantıklı açıklaması, seçmenin muhalefete güvenmemesidir.
Muhalefet partileri, hiç politika üretmeyip, sadece tabelaları asılı kalsa belki de onlar için durum bundan daha iyi olabilirdi.
***
Muhalefet partilerinin bugünkü durumu, çeyrek asra dayanan AK Parti iktidarının da güvencisidir.
Yani merhum Süleyman Demirel’in, “Boş tencerenin götüremeyeceği iktidar yoktur” sözleri, geçerliliğini yitirmiştir.
Nokta!
Mustafa ÖZDAL