MAHMUT MACİT

AKILSIZ İNSAN

 

      Akıl; insanı diğer canlılardan ayıran en önemli özelliktir ki, insanın ruhu, aklı sayesinde bilgileri, idrakleri kazanmaya muktedir olur. Akıl, doğruyu yanlıştan, iyiyi kötüden, faydalıyı zararlıdan ayırt eden güçtür. Bu gücü kendisinde bulunduran insana akıllı denir.

      Akıl, insanoğlunun en üstün özelliğidir, çünkü yaratıcının peygamberi aracılığıyla insanlığa ulaştırdığı ulvi davet, akıl sayesinde idrak edilir, iman teklifi akıl ile başlar ve yine o akıl sayesinde insan rabbine kulluk şerefine nail olur.

      Dinimiz akıl sahiplerini muhatap alır. Aklı olmayan insan dışındaki canlılar dinen mükellef olmadığı gibi, akıl nimetini yitiren akıl hastaları da dinin emir ve nehiylerinden sorumlu değillerdir. Modern kanunlarda da böyledir, akıl salahiyeti olmayanlar kanunlar önünde sorumlu kabul edilmezler. İbadet akıl sayesinde kıymet kazanmakta, akıl da ibadet sayesinde gerçek mana da akıl olmaktadır.

      İnsana bahşedilen en büyük nimet Akıl, aktif şekilde kullanılmadığı taktirde vahyi anlamamız, varlık sebebimizi sorgulayıp anlamlandırmamız mümkün değildir."Efela ya'kilun" (Aklınızı kullanmazmısınız?)" Bana akıl verme aklını kendine sakla…" İnsanın fakirliği kabul etmediği tek şey akıldır. Akılsız insan olmayıp herkes akıllı olduğuna göre aklın ilk görevi, yaratıcısını bulup teslim olmak değil midir? Akıl, ilk sorumluluğu olan yaratıcısını tanımaktan aciz olduğunda, gereği gibi kullanılmamış olur ki Kuran’da bu durum pisliğe mahkûm olmak olarak belirtilmiştir. ''O (Allah) aklını kullanmayanları pisliğe mahkûm eder.'' Akıl ve vahiy Allah'ın bizlere sunduğu lakin ihmal edilen iki mühim nimettir.

      Ayetler, aklını gerektiği gibi kullanmayarak Allah'ın vahyine kulak tıkayan ve inkâr edip nankörlükte ısrar eden kişilerin ahiretteki pişmanlıklarını da haber vermektedir ''Eğer söz dinleseydik yahut aklımızı kullansaydık şu çılgın ateş halkı arasında bulunmazdık.''

''Akıllarınız yok mu ki aziz ve alim olan her şeye gücü yeten her şey kendisine boyun eğmiş olan Allah'ı idrak etmek de size delil olsun ve yol göstersin.''

      İnsan kendisine bahşedilen Aklını, dünya ve ahiret için bir nimet haline getirip onu dininin emri doğrultusunda kullanmalıdır. ''Size verilen herhangi bir şey dünya hayatının bir geçimliği ve süsüdür. Allah katında olan ise daha hayırlı ve devamlıdır. Hala aklınızı kullanmazmısınız?''

      Akıl, yaratılan tüm varlıklar içinde sadece insana verilen ve Onu diğerlerinden    ayıran öyle bir nimettir ki diğer nimetlerin tümü ancak ve ancak onunla fark edilir. Bu sebepledir ki aklı olmayanın, dini yoktur. Canının, malının, hatta kutsal değerlerinin bile kıymeti yoktur. Zaten aklın olmaması, bilmemek, bilme yetisinden mahrum kalmak demek değilmidir?

      Dinimiz akıl dinidir, aklı olanların dinidir. Akıl ile Müslüman olunur, İslam akıl sayesinde anlaşılır ve yaşanır. İmana kavuşmak, aklın semeresine ulaşmak, aklın gaye ve hedefini doğru tayin etmesi demektir. Küfür ve delalet, hidayetten yoksun kalmak ise ancak aklın kullanılmamasının neticesidir.

      Yüce dinimiz İslam akla hitap eder ve esaslarını, hükümlerini akıl üzerine inşa eder. Aklın önündeki vehim ve hurafeler ne kadar temizlenirse, insanoğlu, gerçeği anlamada o kadar mesafe alır. Akıl ve ruhun senkronize olması insanın bilgi ve ahlak üstünlüğüne ulaşmasını sağlayacaktır. İnsanın aklını kullanarak keşfettiği, ürettiği, öğrenip bildiği ve tüm bunlardan azami derecede istifade etmesini sağlayan o güç Allah'ın insana özel bahşettiği, ne yazık ki çoğumuzun kullanmayarak kiraya verdiği, akıl melekesidir.

      Dinimiz İslam akla büyük önem verir. İman hakikatine akıl ve tefekkür yoluyla ulaşmamızı emreder. İslam makul, hak dindir. Vahiy ve akıl yani bilim ile İslam uyum içindedir. Asla birbiriyle çelişmez, uyumsuzluk yaşamaz, yaşanıyorsa bu insanın zaaflarından kaynaklı olarak, vahyi indirildiği hedeften saptıran, aklı kötü maksatlar için kullanan İnsan yüzündendir, ya da ilmin gerçeği henüz bulamamış olmasından kaynaklanmaktadır.     

      İslam da bilginin en önemli kaynakları; duyular, vahiy ve akıldır. Allah’ın, Kur'an-ı Kerim'de kurduğu her bir cümleye ayet (delil) denir. Tüm bu ayetler akıl sahipleri içindir. Kitaptaki ve evrendeki bunca deliller, akıl sahibi insana kuşkusuz hidayet kaynağıdır.

      Akılları kendilerine hidayet vasıtası olmayıp, evreni okuyamayan, nefis, heva ve heveslerinin, kibirlerinin esiri olup esfali safiline düşenler, görme duyuları salim olmakla birlikte basiretten yoksun, hakkı hakikati göremeyen kalp gözü perdeli, hatta kalbi mühürlenmiş bakar körlerdir."(İnkâr edenler) yeryüzünde hiç dolaşmadılar mı ki, kendileri için onlarla akıl erdirecekleri kalpler ve onlarla işitecekleri kulaklar olsun! Ama şu gerçek ki, gözler kör olmaz, fakat göğüslerdeki kalpler (basîretler) kör olur."

      Aklın, insana yakışan bir meleke ve Allah'ın özel kıldığı bir değer olması, ancak insanın aklını Allah'a kulluğa yönelterek ahiretini imar ve inşa edecek tarzda, İslam inancını her şeyin temeli ve ana ekseni kabul eden bir idrak aracı olması şartıyla, aklını kullandığının delili olarak hikmete ram olup hakikate ulaşmasıyla mümkündür.

      Akıl denilen nimetin kalp ve ruhta bulunan manevi bir nur olduğu unutulmamalıdır. Akıl ve iman etle kemik gibi ikiz kardeştir, biri olmadan diğeri de olmaz, tıpkı haya ile iman gibidir, biri giderse diğeri de gitmiş demektir. Sahi Aklımızı kullanan, hakikate vakıf birer dindar mıyız yoksa aklını rafa kaldırmış, Kur'an’ı okuyup anlamayan, hakikat kaynağından bihaber, hurafe ve bidatlerin peşinden koşan dini-dar mıyız?

      Allah'ın sadece insana özel verdiği, aklın gücünü kullanarak nefsani, şeytani duyguların dizginlerini ele geçirmemiz lazım. Akıl, çok güçlü bir melekedir. Ne var ki nefsani tutkuların heva ve heveslerin, alkol, uyuşturucu, bağımlılık gibi hastalıkların aklı saptırma gücüne sahip oldukları gerçeği de asla unutulmamalıdır.

      Şimdi vakit doğru bilgi, doğru inanç, doğru davranış ile yüksek bir takvaya sahip olan bilinçli Müslümanlar olarak Kuran-ı Kerimin ve kâinatın, ayetleri üzerinde araştırıp, tefekküre dalarak akıl nimeti vasıtasıyla hak ve hakikatin kaynağına ulaşıp kalp ve ruhumuzun nuru olan aklın rehberliğinde Allah Azze ve Cellenin muradı, Kuran’ın manasını hikmetini ve kâinatın sırlarını keşfetmek için kıyama durmaktır.

       Allah, tutulmamış bir aklı, mühürlenmemiş bir kalbi, sarsılmaz bir iman ve iradeyi, İslam ahlakını, Salih amellerle yaşamayı cümlemize nasip ve müyesser eylesin inşallah.


AKILSIZ İNSAN

 Akıl; insanı diğer canlılardan ayıran en önemli özelliktir ki, insanın ruhu, aklı sayesinde bilgileri, idrakleri kazanmaya muktedir olur.

24.08.2022 14:48:00