Mustafa Özdal

Türk edebiyatının ölümsüz isimlerinden  Orhan Kemal’in eserlerini 3 kelimeyle  anlat deseler, ‘samimiyet’ ‘sadelik’ ‘gerçeklik’ derim.

İşçilerin, köylülerin ve yoksulların zorlu yaşam koşullarını, dönemin ağır politik baskılarına rağmen cesurca kaleme alması bir yana, son nefesini verene dek yaşadığı geçim sıkıntısına inat gelecek kuşaklara miras bıraktığı yüzlerce eseriyle Orhan Kemal benim için sadece usta bir edebiyatçı değil, ilham alınacak bir yaşam hikayesi, eşsiz bir Cumhuriyet aydını, onurlu bir karakter ve Anadolu’nun vicdanıdır.

 

***

Diğer Türk aydınlarına biçilen kader Orhan Kemal için de yazılmıştır.

Önce İsmet İnönü dönemindeki baskıcı tek parti iktidarının zulmüne  uğrayarak demir parmaklıkların ardına tıkılıyor.

Daha sonra Demokrat Parti iktidarında yazdıkları sakıncalı bulunarak yaşadığı şehri terk etmesi isteniyor.

1960’ların ortasında ise okuduğu kitaplar bahane edilerek hücre tipi örgüt yapılanması safsatasıyla yargılanıyor.

Ancak yılmıyor, korkmuyor ve üretmeye devam ediyor!

 

***

Kısacık yaşamında o kadar çok üretiyor ki, ölümünden yıllar sonra onlarca  eseri hem tiyatro sahnesinde sergileniyor, hem de Türk sinemasının en değerli uyarlamaları arasında yerini alıyor.

Hangi birini sayayım ki…

Hanımın Çiftliği, Mürtaza, Tersine Dünya, Gurbet Kuşları…

 

***

Değerli okur, haddim olmayarak, düşün dünyamda sarsıcı etkiler yaratan,  yazmaya binlerce sayfanın sığmayacağı Türk edebiyatının bu dev çınarını, kendi penceremden birkaç satır da olsa anlatmaya çalıştım.

Özellikle bu yazıyı okuyan edebiyata meraklı genç dimağlara büyük ustanın tek bir eserini kaçırmamalarını tavsiye ediyorum.

 

***

Efendim Osmangazi Belediyesi, 2026’yı Orhan Kemal Yılı ilan etti.

Dün de bir grup gazeteci arkadaşla birlikte İstanbul’daOrhan Kemal Müzesi’ni gezdirdiler.

Cihangir’in dar sokaklarında ‘hayırlı evlat’ Işık Öğütçü’nün  emekleri ve özverisiyle kurulan Orhan Kemal Müzesi’nin içine girdiğimizde, yakın tarihe hazin bir yolculuğa çıkıyormuş gibi hissettik.

Usta’nın çileli yaşamını resmeden fotoğrafları, yüzlerce eserini ölümsüzleştirdiği daktilosu, mütevazi yaşamını simgeleyen giysileri, gazete kupürleri, edebiyat hazinesi kitaplarıyla adeta Orhan Kemal’in ruhu dolaşıyordu  müzede.

Ve elbette Orhan Kemal’i düz yazıya teşvik eden mahpusluk yoldaşı Nazım Hikmet de müzenin baş köşesinde yerini almıştı.

 

***

 

Bize müzeyi gezdiren Işık Öğütçü’ye, babası Orhan Kemal’in, cezaevi dışındaki Bursa bağını sordum.

Duvarda resmi asılı olan dedesi Abdülkadir Kemali Bey’i göstererek, Orhan Kemal’in babasının Kirmasti kaymakamlığı yaptığını hatırlattı ve Orhan Kemal’in 1960’da şehri terk etmesi istendiğinde Bursa’ya yerleşmek üzere olduğunu anlattı. 

Ancak 27 Mayıs ihtilalı olunca Orhan Kemal, İstanbul’da kalmaya devam ediyor.

Ne ki Orhan Kemal için Bursa, hayatının dönüm noktası olmuş.

Nazım’la Bursa Cezaevinde karşılaşıyor, O’nun teşviki ve eğitimi sayesinde şiiri bırakıp romancılığa adım atıyor.

 

***

 

Işık Öğütçü’yle müze gezisi sonrası sohbetimizde sitemlerini dinledim.

Orhan Kemal’in koca İstanbul’da isminin verildiği tek bir kültür merkezinin olmadığını söyledi Öğütçü.

Hadi İstanbul’u yıllarca sağ-muhafazakar partiler yönetti.

Peki son 2 dönem neden Orhan Kemal’in ismini ölümsüzleştirecek bir kültür merkezi yok?!

 

***

 

Osmangazi Belediyesi’nin, Yaşar Kemal’in ardından 2026’yı da  Orhan Kemal Yılı ilan etmesi kuşkusuz tesadüf değil.

Edebiyat  çınarlarımızın genç nesillerle buluşturulması, yıl boyu sürecek işte böyle etkinliklerle sağlanabilir. 

Bu kapsamda Orhan Kemal’i anlatan söyleşiler, okuma günleri, sergiler, sahne etkinlikleri düzenlenecek.

Hasılı yeni bir kültür şöleni Bursalıları bekliyor!

 


Baskı, sansür ve yılmayan bir yaşam: Orhan Kemal!

...

25.03.2026 13:55:00