Ahmet TAŞTAN


BİZ BU GAZLA!?

Malumunuzdur, Türkiye'de yeni bir devir başladı Karadeniz'de 320 milyar metreküp gazın keşfedilmesiyle.. Aslında bizde gaz çoktur, zira gazla çalışan bir milletiz. Müjdesi bile büyük yankılar oluşturan bu bereket, kim bilir nice güzelliğin de habercisidir.


Malumunuzdur, Türkiye'de yeni bir devir başladı Karadeniz'de 320 milyar metreküp gazın keşfedilmesiyle.. Aslında bizde gaz çoktur, zira gazla çalışan bir milletiz. Müjdesi bile büyük yankılar oluşturan bu bereket, kim bilir nice güzelliğin de habercisidir. 


Hatta sosyal medyada; "Biz Fatih'in emaneti Ayasofya'yı özgürlüğüne kavuşturduk. Fatih gemisi ile de Karadeniz'de 6, 7 yıl yetecek gaz bereketiyle ödüllendirildik." 
Gerçekten bağımsız olmak güzel bir his, hoş bir duygu.Enerji alanında bağımlı olmaktan kurtulmak manasında kullanıyorum.
Size "gaz rezervi" hakkında uzun uzadıya yazacak değilim. Çünkü ben de sizin gibi konu hakkındaki haberleri ve  yorum yapan uzmanları dinliyorum. Fakat görülen o ki çok sevinenler, memleketini sevenler, ülkedeki yönetimi ve yönetim sistemini begenenler ağız birliği etmiş vaziyetteler.


Lakin bu sevince gölge düşürmek isteyenler, kırık ağızla kurulmuş olumlu bir cümlenin arkasından "ama"larla "fakat"larla sevinci gölgelemeye çalışıyorlar.  Onların derdini de anlıyoruz. Mesele bulunan gazla alakalı değil. Bulanların havası ile alakalı. Bu vesileyle iktidar beklentisi bir ufuk çizgisi kadar daha ötelenmiştir.
Sadece memlekette  değil dünyanın her yerinde her şey siyasetle ilintilidir. Siyaset iyi ve kaliteli bir şekilde organize edilip takibatı yapıldığında güzel hizmetler milletimize doğru istikamet buluyor. 


Bulunan bu gaz rezervinin ardından ikinci başlığımız yeni hicrî yılımız...
Okuyucularımız bu senenin hangi hicri yıl olduğunu,ve Arabi aylardan hangisinde olduğumuzu biliyorlardır. 
Peygamber Efendimiz (sav)'in iman ve teslimiyetle İslam'a gizli davet ve açık davet, boykotlar, işkenceler ile toplumdan tecrit edilmeler biçiminde şekillenmiş Mekke dönemini mükemmel bir şekilde tamamlayıp İslam devletinin kurulacağı, ekonominin, siyasetin uluslararası ilişkilerin, askeri yapının, sosyal münasebetlerin İslam inanç esaslarına göre şekilleneceği Medine'ye göç etmesidir hicret.

 

Hicret, 622 senesinde gerçekleşti. Ama bunun arka planında farklı hicretlerde söz konusuydu. Hz. Peygamber, küçük yaşlarda günaha düşmekten kurunmustu. Cahiliye toplumunun temel günahlarına asla meyletmedi. 39 yaşına gelince "yalnızlık" sevdirildi ve Hira mağarasında  tefekkür dolu günler geçirdi. 
Günlerden bir gün İkra/oku diye başladı vahiy serüveni. Ardından "Sana ağır bir söz vahiy edeceğiz" bilgisi geldi. O günden sonra Hz. Peygamber ahlaken hiç bulaşmadığı cahiliye toplumundan tutum ve tavır olarak da en belirgin çizgilerle ayrılıyordu. 
Nihayet "beni örtün! beni örtün! faslından sonra Hatice validemiz, amcazadesi Varaka bin Nevfel'e götürdüğünde onun ifadesi ile işaret fişeği atılmıştı. "Keşke seni Mekke'den çıkardıkları gün, sana yardım edebilseydim!" demişti ihtiyar Varaka. "Beni kavmim Mekke'den mi çıkaracak?!" diye büyük bir hayret belirten Hz. Peygamber, bir sünnetullah hakikatini daha öğrendi. 


Bütün peygamberler tebliğ ve davet yaptıkları yurtlarından sürülmüşlerdir. 
İşte bu hakikat, işkencelerin arttığı Mekke döneminin 13. yılının sonunda ortaya çıktı. Hak ve batıl mücadelesi devam ederken, asırlar boyunca yepyeni bir merhale daha başlıyordu İslam, Medine toplumunda köksalıyordu.
Hicret bilinci ve şuuruyla gönüllerimiz rahatlarken 320 milyar metreküp doğalgaz da necip Türk milletine, yeni bir dönemin başlama işaretini veriyordu. 
Bu duygu ve düşüncelerle gazınız bol, hicretiniz samimi olsun.