Ahmet TAŞTAN


BÜYÜK HABER !

Konuşan böyle mesaj atmıştı WhatsApp mesajında İhmed Akademi grubuna. “Size çok önemli bir haberim olacak!” Biri aceleci davranıp “Buyurun hocam…” diye yazmıştı cevaben.


Tüm düşünceler bir kıvılcımla alevlendi. Neydi bu büyük haber meselesi? Sormak düşünce toprağının kazma-küreğidir. Sordukça düşünce diyarında ekilecek topraklar hazırlanır. O yüzden soruyla “dikkatleri toplamak” ve “bilgiyi aktarmak” daha uygundur.

Nedir büyük haber?
Genellikle “kişiye göre değişir” diye yuvarlak bir cevap vererek geçiştirmek mümkün bu soruyu.

İnsanların yaşamına dokunan ve büyük değişimlere yol açan her türlü haber bu çeşittendir,  desek yanlış olmaz sanırım.  Çünkü her insan küçük bir kainattır ve en çok da kendisi ilgilendirir kendisini. “Tavuğuna kış denilmedikçe”  “dünya yansa umrunda olmayan” insanlar gezinir etrafımızda. Bir çokları “ben merkezli bir hayat” yaşar ve nihayet öylece tamamlar ömrünü.

Ben merkezli hayat yaşayanlar bile aldığı kararlar ve yaptığı icraatlarla toplumları büyük etkileyebilir. Böylece yaptıklarının tesiri derin olur.

Sözü fazla uzatmaya gerek yoktur. Meselenin aslına gelelim. Usulümüz gereği acaba Kur'an-ı Kerim'de bu manaya işaret eden ayetler de var mıdır? Hac Suresinin ilk ayeti bize bu büyüklüğü hissettiriyor.

“Ey insanlar Rabbinizden korkun. Çünkü Kıyamet vaktinin depremi müthiş bir şeydir.”  İşte bu “şey'ün azim” ifadesi büyük bir şeydir, diye tercüme edilebilir. Başlığımıza ilham olan kavram işte bu büyük haberdir.
“Onu gördüğünüz gün, her emzikli kadın emzirdiği çocuğu unutur; her gebe kadın çocuğunu düşürür; insanları da sarhoş olmadıkları halde sarhoş gibi görürsün. Fakat Allah'ın azabı çok dehşetlidir.. niye ikinci ayet devam ediyor.

Sözü edilen insan davranışları dehşetin yansımasıdır. Deprem/zelzele olurken tepemize yıkılmasından korktuğumuz evlerimizden çıkıp güvenli bölgelere koşuyoruz. Lakin bu öyle bir büyük ki güvenli bölgeler bile güvende değil. Olay kaynat çapında büyük bir değişime yönelmiştir. Kıyamet kopmaktadır. Dağlar hallaç pamuğu gibi atılmakta, gökler parçalanmakta, kurulduğu günden beri devam eden bütün düzen değişmektedir. Değişim çok sancılı.

Örnekler duygulu bir anlatımla, emzikli kadın çocuğu unutur, gebe düşürür ve insanlar dehşetle sarhoş gibi yürürler. Büyük olan Allah, tüm peygamberler ve kitaplarla bildirdiği bir sondur bu... Bir müddet sonra yeni başlayacak bir ȃna şahitlik etmektedirler.

Tabii aklımıza bir başka olay daha düşer büyük haber deyince Peygamber Efendimiz (sav) Mekke’de Safa tepesinde Kureyş kavmini  toplamış ve demiş ki “Şu dağın arkasında bir ordu var ve biraz sonra size saldıracak, desem bana inanır mısınız?” Kureyşliler: “Evet, inanırız, çünkü asla yalan söylemedin!” derler. Sonra da “öyleyse ben Allah'ın peygamberiyim ve kıyamet günü var Ahiret var!” manasında uyarılarda bulunur.

Düşüncesinin ufku, işaret edilen dağ mesafesinde olan ve anca o kadarcık ilerisini görebilenler, ebedi hayat olan ahireti anlayamadılar ve Hz. Peygamberin davetini kabul etmeden dağılıp gittiler. İnanmış yürekler ise hem dehşetini kavradılar hem de gerekeni yaptılar.

Şimdilerde büyük haberlere, sansasyonel haber diyorlar. İnsanların aklını başından alacak ve “bunu bir insan yapamaz!” dedirtecek vahşilik kokan hareketler..
Büyük haber: büyük kıyamet, insanın son nefesi ile başlar. Son nefes ve yeni bir başlangıç. Bu alıp verdiğimiz kaçıncı son nefestir acaba. Yani son nefesimizde bu alıp verdiklerimiz gibi olacak ama hepsinden daha önemli... Uyanık olalım, ve’s-selam.