Mehmed Akif ASLAN


“CAKA SATIŞLARI” PATLADI!

Ah bu ticaret sadece mal ve hizmet alımlarında kullanılsa keşke. Keşke dedim bak yine


Ah bu ticaret sadece mal ve hizmet alımlarında kullanılsa keşke. Keşke dedim bak yine! Keşke demek şeytandan derler. Keşke diyecek konuma düşme demiş atalar. Neyse siz hiç caka sipariş verdiniz mi? Aldığım haberler ve tespitlerime göre son dönemde caka satışlarında inanılmaz bir artış var!

Peki nedir bu caka?

Türk Dil Kurumu'muzun sözlüğünde; gösteriş, çalım, kabadayılık, fiyaka olarak tanımlanmış. Yani gösteriş, fiyaka ya da çalım satılacak şeyler mi? Ben satıldığına şahidim. Peki nasıl mı? Hayatını idame ettirmeye çalışan insanoğlunun temel ihtiyaçları var. Barınma, beslenme, güvenlik gibi. Yaşadığımız ülke özelinde konuşacak olursak temel ihtiyaçlarımızı karşıladığımızı düşünüyorum.

Lakin son zamanlarda çevremde akan zamanı var gücümle yavaşlatıp sık sık çevremi analiz etmeye çalışıyorum. Yanlış giden bir şeyler var! Ya da doğrunun arkasından hızlıca iteleniyor ki doğrunun doğru olmaya vakti kalmıyor. Bizlerin zaruriyet çağından keyfiyete geçtiğini düşünüyorum. Lakin keyfiyet çağını kapatıp israf çağının fethini gerçekleştiriyoruz. Bir cümle ile bu anlattıklarımı açıklayacağım. “Biz, olduğumuz gibi kendimiz için bize ait yaşamıyoruz”

Banka kredileri ile faiz üzerine kurulu evlilikler, 120 ay vadeli faizli ev alımları, yarısı peşin yarısı taksitli araba alımları, tatil kredileri, makam/mevki delileri, marka takıntıları... Listeyi ne benim yazacak mürekkebim ne de sizin şaşıracak takatiniz var! Sadece taksitle ya da faizli alım yapanlara ya da sözde sakadat timsali çakal makamgözlere değil sözüm. Sözüm çokça nakit parası olup karakterinin ve kimliğinin önüne servetini bürümüş mal çokluğu içinde edep yoksunluğu çekenleri de kapsıyor.

Başkaları için yaşıyoruz! Bunu durup hepimizin şöyle etraflıca düşünmesi lazım. Tatile gidiyoruz, yeni kıyafetler alıyoruz, araç modelimizi yükseltiyoruz… kısacası “para harcıyoruz.” Ve bunları paylaşma ihtiyacı duyuyoruz. Çünkü aksi bizi mutsuzluğa sevk ediyor. Neden? Çünkü biz kendimiz için yaşamıyoruz. Bu durum artık içinden çıkılamaz bir hâl aldı. “Takıntı” haline getirdiğimiz bu özelliklerin şifasını aramaya koyulmalıyız. Peki ya caka satışlarının önünü kesecek olan yeni şifa kaynağı hizmet türü ne? Aslında Lokman Hekim’in reçetesinden bile eski bunun cevabı ama cevabını hemen verelim “Kanaat ve samimiyet”

Başkaları için yaşamayı bırakalım. “Daha fazlasını elde etme” arzusunu bırakalım. Bu elde etme sürecinde yaşadığımız hayal kırıklıkları neticesinde kendimizi ve sevdiklerimizi üzmeyelim. İsraf çağının fethini iptal edelim. Çekelim müsrif askerlerimizi popülist kültürün sahte dükkânlarından. Zaruriyeti zaten fethetmiştik. Kanaat ve samimiyet ordularımızla güçlendirelim o toprakları. Kendimiz ve sevdiklerimiz ile mutlu olmayı, onlara vakit ayırmayı, onlarla paylaşmayı öğrenelim. Çokça infak edelim. Lakin sağ elimizin verdiğini asla sol elimizle paylaşmayalım. Gizliden mutlu edelim. Gizliden mutlu olalım. Paylaşmayı sosyal medya hesaplarında değil sudan, ekmekten uzak kalan topraklarda yapalım.

Çünkü ağaca astığı altın kesesine müşteri bulamayan ataların torunlarının caka satışlarında lider olmasını tarih kabul edemez! Bizim lider olabileceğimiz iki alan kanaat ve samimiyettir. Samimiyet için evvela parolamız samimi niyet! Niyetimizi temiz tutacağız. Yola tertemiz adımlarla çıkacağız. O zaman caka satanları gördüğünüzde ne kadar komik durumda olduklarını göreceksiniz. Başkaları için yaşayanın ölümü kimin için olacak peki? Kimin için yaşarsak ölümümüz onun için olacak. Kimin için ölürsekte onun için diriltileceğiz

O zaman vakit kaybetmeden. Zaruriyet topraklarının kanaat ve samimiyet ordularına katılalım. Yoksa ölümümüz ve dirilişimiz başkaları için olacak…