Funda Uzgidiş Çelfiş

Bugün “bir dağ havası alalım” diye çıktık yola.

Şehirden kaçmak, çocuğumuzun ara tatilinde karın tadını çıkarmasını sağlamak, kısacası biraz nefes almak istedik.

Hedef Uludağ’dı.

 

Ama artık dağ havasının başlı başına büyük bir lükse dönüşmüş olduğunu gördük.

 

Aslında her sene kayağa gideriz.

Bursalıyız; çünkü kayağı severiz.

Bu yüzden hem fiyatları hem de düzeni az çok biliriz.

 

Dönüşte sucuk ekmek yenir ya…

Çayla birlikte söyledik.

Küçük bardakta…

Altını çiziyorum: küçük bardakta…

Beşyüz lira.

 

Çay bu.

Ne safranlı, ne altın tozlu

Bildiğimiz çay.

Ama fiyatı sanki içinde huzur satıyorlar.

 

Bir sahlep içiyorsun 600 lira.

Bir şey yiyorsun 1500 liradan başlıyor.

Rakamlar üç aşağı beş yukarı bu civarda…

Kayak dersen zaten ayrı bir matematik problemi.

 

Üç kişilik bir aile…

Yedik, içtik, biraz gezdik, biraz kayak yaptık ve döndük.

Kasada çıkan sonuç:

En az 15 -20 bin lira.

 

Ve insan ister istemez soruyor:

Bu dağ kimin?

 

Uludağ artık sadece bir kayak merkezi değil,

adeta bir gelir testi merkezi.

Oraya çıkan herkes ekonomik durumunu ister istemez öğreniyor.

 

Eskiden Uludağ’a çıkmak bir keyifti.

Şimdi bir lüks deneyi.

 

Bir aile olarak doğaya çıkmak,

çocukla kar topu oynamak,

sıcak bir çay içmek…

Bunlar artık ayrıcalık mı oldu?

Nefes almak bile faturalı mı?

 

Aslında Kartalkaya’da geçen yıl yaşanan o feci yangın faciasından sonra  “kimse gelmez” diye düşünmüştüm.

Ama karşılaştığımız manzara tam tersiydi.

 

Oteller ağzına kadar dolu,

telesiyejlerde metrelerce kuyruk,

pistlerde kayacak yer yok.

 

Ara tatilin etkisi büyük, kabul ediyorum.

Ama şu da bir gerçek ki:

Biz yaşadıklarımızı çok çabuk unutuyoruz.

Daha dumanı tüten acıların üstüne,

yine dolduruyoruz her yeri.

 

Sorun sadece Uludağ değil aslında.

Sorun, doğanın bile pahalı bir nefes alma merkezine dönüşmesi.

Sorun, bir ailenin “Hafta sonu nereye gidelim?”sorusunun

 “Acaba Bütçemiz yeter mi?” sorusuna dönüşmesi.

 

Ve işin en acı tarafı şu:

Oralar boş değil.

İnsan var.

Ödeyen var.

Biz de ödedik, mecburen…

Ama sesimizi de çıkarıyoruz

Bu fiyatlar nedir?

 

Demek ki bu fiyatlar normalleşmiş.

 

Ama normalleşmemeli.

 

Çünkü çay lüks değil.

Dağ manzarası ayrıcalık değil.

Çocukların kar görmesi zengin işi olmamalı.

 

Uludağ’ın zirvesinde artık sadece kar yok.

Bir de fiyat uçurumu var.

 

İnsanlar arasındaki uçurum büyüdükçe,

maalesef ortak hayatlarımız küçülüyor.

 

Bu düzene bir “dur” deme vakti gelmedi mi sizce?


Dağ Havası Lüks, Karın Bedeli Ağır

...

26.01.2026 10:56:00