AHMET TAŞTAN


Efsane Hoca

Bundan birkaç yıl önce çalıştığım okulda edebiyat öğretmeni olmama rağmen Beden Eğitimi derslerine girmem istendi.


EFSANE HOCA

Bundan birkaç yıl önce çalıştığım okulda edebiyat öğretmeni olmama rağmen Beden Eğitimi derslerine girmem istendi. O günden sonra ben de eşofmanları çektim üzerime on saat beden eğitimi dersine girdim.

Disiplinli bir şekilde, taviz vermeden öğrencileri spor salonunda iki tur koşturuyor, ayaklardan başlayıp baş hareketleri ile son bulan kültür fizik hareketleri yaptırıyor, mini bir depar atma yarışmasının ardından haftanın konusuna geçiyorduk. Bu uygulamaları takip eden okul müdürü: "Hocam senin içine bir Beden Eğitimi öğretmeni kaçmış!" dediğinde İnegöl İmam Hatip Lisesinin efsane Beden Eğitimi Hocası Ali Kahraman'dan bahsetmek hem bir bahtiyarlık hem de minnet borcuydu.

Gönül toprağımızda bazı hocalarımızın izleri daha derindir. Yıllar geçse de savuran rüzgarla gelen unutkanlık tozları ve gaflet çamurları onları örtemiyor. Meslek hayatımın ilerleyen bir döneminde İmam Hatip Lisesinin çok sevilen Beden Eğitimi hocam Ali Kahraman hayatıma renk kalkmıştı. 

Vefat haberini duyduğumuzda yüreğimize koca bir ağırlık çöktü. Zaman denen törpü bile  böyle bir öğretmenin gönüllerdeki özgül ağırlığını örseleyememişti.  İnegöl'den tayini çıktığında, öğrencileri onu ziyarete gittiğinde, geç yaşında evlendiği düğününe şahitlik ettiğinde... Aynı şekilde rahmetli olup darı bekâ uğurlarken iyi biliriz diye şehadette bulunmuşlardır. Tüm bunlardan sonra vefakarlık duygusunun asrımızda gönül gönül gezdiğinin hakikatli bir ispatı olduğunu idrak etmiş oluruz. 

Şimdi zaman tüneli ne girip yıllar öncesine gidersek hayalimde kalan en canlı fotoğraf Ali Kahraman Hocamızın İmam Hatip Lisesi'nin merdivenlerden çıkıp da öğrenciye hitap etme anına odaklanmamız lazım. Çünkü maziden kulağımda kalan en güçlü ses, öğrencilerin elleri patlarcasına yaptığı alkış sesleridir. Aklımda kalan en güzel görüntü ise memnuniyet ifadesi tebessümüyle sus işareti yapan damarlı elleri... Atletik yapılı kısa boyu ile dayı dayı yürüyüşünü de hatırlayanlar olur şimdi. 

Soyadı "kahraman"dı ama birçok öğrencinin örnek aldığı gerçek bir kahramandı. Kaç öğretmene böylesi bir muhabbet nasip olmuştur acaba. Gerçi İnegöl İmam Hatip Lisesi efsane öğretmenler galerisi gibidir... Rahmetli Hikmet Şahin Hocam, rahmetli Sami Koparan Hocam gibi... Ardından rahmet okuduklarımızın arasına şimdi birini daha ekliyoruz. Rahmetli Ali Kahraman Hocamız... 

Beden eğitimi dersine verdiği önemi, öğrencilerini voleybol ve atletizm gibi sair branşlarda üstün bir gayret ile çalıştırması, 19 Mayıs bayramlarında giydiği bembeyaz kıyafeti ile bando takımının önünde tören yürüyüşü yapması hatıraları süslüyor şimdi. "Allah rahmet eylesin, makamı cennet olsun" diyen birçok öğrencinin hayalinde canlanmıştır. 

Allah uzun ömür versin Abbas Ay Hocamız da sonraki neslin belki de Ali Kahraman'ıydı. Abdulvasi Duran Hocamız da Hikmet Şahin'den bu yana birçok İmam Hatiplinin gönlünü feth etmiştir. 

Hayattayken değerlerini yeterince bilemediğimiz ama rahmetli olunca ardından güzel sözler ile andığımız hocalarımız bizlere "nasıl öğretmenlik yapılır", "sınıfa değil gönüllere nasıl girilir?"i  göstermiştir. 

Peygamber Efendimizin buyurduğu gibi: "Faziletli insanlar, faziletli insanların kıymetini bilirler" ifadesi çerçevesinde değerlendirmek gerekir. Öğrencileri için büyük fedakarlık yapan öğretmenler unutulmadığı gibi yaptıkları da bir nesle rehber olmuştur. 

Daha geçen gün dostlarla yaptığımız muhabbette İHMED olarak düzenlemiş olduğumuz geleneksel futbol turnuvasını Ali Kahraman  Hocamız adına;  masa tenisi turnuvasını da Ahmet Kara Hocamız adına düzenlenmek istenmesi heyecanlandırdı bizleri.

Yapılması gereken şey oturup ağlamak,  ah u zar ile inlemek değil etrafımızdaki kıymetlerin değerini bilmektir. Yaşımız ilerledikçe annemizden, babamızdan, hocalarımızdan duyduğumuz şeyleri sohbetlerimizin ballı böreği gibi anlatırız ya... Aramızdan ayrılıp dar-ı bekaya vasıl olan nice hocalarımızın kulağımıza küpe olan sözlerinin zikretmek hem onların hatıralarına saygı ve hürmet hem de geleceğimize, insanlığımıza yaptığımız büyük bir yatırımdır. 

"Hayattan canlı ölüm!" diyen Necip Fazıl bugünleri tarif etmiş olmalı. Salgının aramızdan alıp götürdüğü ciğerparelerimizle gönül bağının inşâsı için mühimdir. Tarihte yani mazide takılıp kalınmadan tekrar hissedilmesi vefakarlık denilen iklimlere dönülmesi gerekiyor. Biz  böyle ölüm korkularını "Güzel olmasaydı ölür müydü peygamber?" dizesini yaşayarak anlama büründüren Ali Kahraman hocamıza Allah’tan rahmet, evlatlarına/ öğrencilerine ve ailesine de sabırlar  diliyorum.