Ahmet TAŞTAN


“HELAL OLSUN, HARAM İŞLEYENLERE!”

Dikkat çekici bir başlık, yazının okunması için iyi bir başlangıç, derler. Böyle ifadeleri her zaman yakalamak mümkün olmayabilir.  Meseleyi size baştan anlatayım. 


Dikkat çekici bir başlık, yazının okunması için iyi bir başlangıç, derler. Böyle ifadeleri her zaman yakalamak mümkün olmayabilir. 
Meseleyi size baştan anlatayım. 


Zaman zaman izleriz böyle kısa videoları sosyal medya paylaşımlarından. “Bazen” diyeceğim yanlış olacak “çoğu kere” uzun vakitlerimizi alır bu izlemeler. Çünkü bizi duyan hırsız bir kulak vardır. Yanında konuşmaya gelmez hemen bize yardımcı olacak, ilgimizi çekecek onlarca videoyu arka arkaya sıralar avucumuzun içine. Siz de bilginizin ve merakınızın kurbanı olarak değerli vaktinizi feda edersiniz benim gibi. 


Bahsedeceğim konu bir televizyon programından makaslanmış. Bir dönem çeşitli yerlerde şarkı türkü icra ederken, tövbe edip, hidayete ermiş ve Kâbe’ye gitmiş, tesettüre bürünmüş bir sanatçıyı konuk olarak almışlar “neden şarkı söylemiyorsun artık?”diye sormuşlar. Yeni mütesettir sanatçı, bildiği kadarıyla dinin kaynaklarından hareket ederek tesettüre girdiğini ve erkeklerin karşısında şarkı söylemenin doğru olmadığını, haram olduğunu ifade edince, birilerinin ki ekranda görünüyor bam teline basmış olmalı ki ağza alınmayacak haddini aşan ifadeler döküldü. 


“Şarkı söylemek haram değildir, eğer böyle ifade ederseniz, siz bunca şarkı türkü söyleyen sanatçıları itham altında bırakırsınız.” İtirazıyla su kaynatmaya başlayan ve hangi dine mensup olduğunu pek bilemediğimiz (en azından ifade etmediği için) beyefendi ve hanımefendi itiraz ederler. 


İşte tansiyonu yükseldiği bu noktada iki elini semaya kaldırarak (dua etme maksatlı değil tabii) bir bütünü ya da çokluğu anlatırken yapılan o hareket eşliğinde: “Sahneye çıkmış olan tüm Türk tiyatro sanatçılarına, tüm Türk kadın operacılarına,  tüm Türk kadın halk müziği sanatçılarına, tüm Türk sanat müziği sanatçılarına helal olsun diyorum haram işledikleri için...”


Tabii meseleyi bir kişi üzerine odaklandırmak yerine bir zihniyet üzerinden konuşmak, tartışmak, ikna etmek noktasında durmak zorundayız. Öteden beri düşünmekten kendimi alamadım fakat her zaman ve zeminde de dile getirmekten çekindiğim “biz” kavramı var. Acaba, ön kabullerimizden biri olan "biz” kavramı  (aynı dinden aynı milletten olmak) benim anladığım gibi değil gibi geliyor bana. Onca asırlar İslam'a hizmet etmiş, din-i mübini İslamı tüm cihana yaymak için nice fedakarlıklara katlanmış bu necip milletin bir mensubu Kur’an-ı Kerim hakkında böyle bir yaklaşımda bulunamaz. 


“Böyle bir kıyafete bürünmeniz ve sahnelerden çekinmeniz, bireysel bir tercih ise saygı duyarım” diyen bu zihniyet “Allah’ın kitabında böyle yazıyor” denildiğinde itiraz ediyor hadsizce. Bireysel tercihleri İslam’ın emirlerinden daha önemli görmeye çalışan, tesettürsüzlüğü günah olduğunu kabul edemeyen bir güruh aldı başını gidiyor. 
Allah’ın hiç mi hatırı yok kulunun üzerinde? İman etmenin manası nedir? İtaat etmek, ibadet etmek, Allah'tan korkmak, sakınmak, ahirete inanmak, bunların ağırlığı nedir bireysel hayatta?


Müsaadenizle bir zanda bulunacağım. Bu zihniyet bireysel tercihlere bile kıymet vermez. Kendisi gibi olmayana yaşama hakkı da tanımaz. Farklılığı kendileri için tehlikeli görür ve huzursuzluğun kaynağı bilir.  Bu zihniyet inadına dekolte giyinin, inadına açık giyinin diyen tipleri üretir. Bu zihniyet bireysel özgürlük adı altında dinin emirlerini saçma sapan bulur. Bu zihniyetin tanrısı, kendi nefsidir, arzularıdır. 


Bu zihniyet iman etmeyi bilmez, hakka hakikate tabi olmayı teslim olmayı kabullenemez.  Bu zihniyet Allah yolundan var çevirmek için binbir fikir düşünce mazeret üretir. 
Nasıl bir cümledir bu: “Helal olsun haram işleyenlere...?  Haramı, helal mi kabul etmektedir? Bunun dinimizdeki hükmü küfür olduğunu bilmez mi? İslam dinden çıkmaktır. Bir tartışma ortamında tepkisel olarak söylense bile tehlikesi vardır böyle  cümlenin.  Tevili yapılsa bile itirazdan ve tepkiden asla kendini kurtaramaz. 
Çok güzel vatanımızda, şu mükemmel dinimizi ağız tadıyla yaşayamayacak mıyız? 


Tabii son olarak şunu söyleyeyim. Bu videoları izlersek unutmuş olduğumuz bazı güzellikleri ya da sorunları hatırlamaya devam edeceğiz sanırım.