Ahmet TAŞTAN


KAYIP KITA:İNSAN

İnsanın şu kainatta keşf edebileceği en önemli kara parçası kendisidir. Bir kâşif olma özelliğindeki insanın, devamlı dış dünyaya bakıp "acaba diğerleri ne der" endişesi yaşayarak kendini keşfedemeyeceği apaçık bir gerçektir. 


İnsanın şu kainatta keşf edebileceği en önemli kara parçası kendisidir. Bir kâşif olma özelliğindeki insanın, devamlı dış dünyaya bakıp "acaba diğerleri ne der" endişesi yaşayarak kendini keşfedemeyeceği apaçık bir gerçektir. 


Dolayısıyla insan "kendisini keşfetmesi" için neler yapması gerektiğini ve hangi yollardan geçmesi lazım geldiğini bilmelidir. Her şeyden evvel şu kadîm soruyu sormalı "Ben niye yaratıldım? Bu dünyaya gönderilme amacım nedir?"


Böyle bir derdin peşine düşmemiş insan, ne araması gerektiğini bilmediği gibi ne bulduğundan da habersizdir. Fakat Rahman, insana öyle donanımlı bir akıl cevheri bahsetmiş ki böylesine derin ve böylesine kadîm soruları üretip luzümlu fedakarlığı yapabilir. 


Bulunduğumuz zaman/çağ insanın, kendisini keşfetmesi yedi kat göklerdeki yıldızları bulmasından daha önemlidir. Her zaman dikkatimi çeken bir nokta var. İnsanın eti-kemiği nasıl oluyor da duygu ve düşünce üretebiliyor? Çok kestirmeden basitçe "ruhumuz" sebebiyle  denebilir tabii ki.


"Kendi hakikatini keşfedememiş insan" uzayda kaybolmuş bir yıldız gibidir. "Kendi hakikatini bulamamış insan" rüzgarın önünde kuruyup savrulan yaprak gibidir, toplum içinde.  "Kendi hakikatini bulamamış insan" oyuncak bebeklerle oynayan bir çocuk misalidir. Her birine canlıymış gibi muamele eder. 
İnsan beğendiklerini ve sevdiklerini dikkatlice kontrol ettiğinde kendisinin bir kısmını keşfeder. Yani "dışarıdan” ilgi gördüğü her şeyin  kendi içindeki bir özelliğin  ipucu olduğunu kestirebilir. "Kendini keşfedememiş insan" niçin yaratıldığını da bilemeyecektir. Yaratılış sebebi iki bölümde düşünülebilir. Muhakkak ki biri Rabbimizin dediği gibi "Allah'a ibadet etmek" iken diğeri daha özel bir sebebe dayandırılmıştır. Kendisine güzel bir ses ikram edilmiş biri onu belki kuranı Kerim okumakla belki de güzel nağmeler ile yerine getirecektir. "Kendisine yöneticilik kabiliyeti verilmiş biri mutlaka insanları bir yöne sevk edecektir. Para kazanmayı ya da para yönetmeyi bilenin ekonomiye büyük katkılar sunacağı gibi. 


Ne demiş atalar: "Taş yerinde ağırdır." Aynı manaya gelen "Güzel gelin yerine düşerse gül olur, yerine düşmezse kül olur." dendiği gibi. Çevremizde işlerini başarıyla yapan insanları gördüğümüzde kendi özel hakikatini keşfetmiş ve değerlendiren biri olarak görmek mümkün ve doğrudur. Lakin yaptığı işleri eksik kusurlu yapanlar ya kendini keşfetmemiş ya da yanlış işlerle meşguller.


Okuduğumuz kitaplarda gezdiğimiz coğrafyalarda tanıştığımız insanlar arasında beğendiklerimizi begenmediklerimizi toplar, çıkarır, çarpar, bölersek... Kendimizi elde edebiliriz. Bu da dünyada kazanabileceğimiz en büyük hazinemiz olabilir. O zaman hayatı doya doya yaşarız. Her şey anlamını bulur ve hiçbir şeye şaşırmayız. 


Ve dilimizden dökülecek olan şu hakikattir: 
Halk şerleri hayreyler 
Zannetme ki gayreyler 
Ârif ânı seyreyler 

Görelim mevlam neyler? 
Neylerse güzel eyler.
(Erzurumlu İbrahim Hakkı)