Ahmet TAŞTAN


“KAYYUM REKTÖR!”

Boğaziçi Üniversitesine rektör atanması muhabbeti üniversiteyi germiş durumdadır.


Boğaziçi Üniversitesine rektör atanması muhabbeti üniversiteyi germiş durumdadır. Gençler, özellikle belli bir zihniyete sahip olanlar, yani protesto ederken sol ellerini kaldıran gençler, 4-5 yıl sonra mezun olup gidecekleri üniversitenin yönetiminde söz sahibi olmak istiyorlar. 


Ne kadar inandırıcı olabilir böyle bir yaklaşım. Görünürde istenen şey seçimle bir rektörün başa geçmesi. Demokratik bir eylem olan seçimin sonuçlarının ne olursa olsun(!) kabul edilmesi. Aslında derin niyetleri okumaya çalıştığınızda ortaya çıkan sonuç şu olacaktır. Demokrasi de seçim de sadece bir araç konumundadır. İstenen şey şudur: Bizim istediğimiz adam rektör olsun.  Mümkün olsa da yapılabilse; istedikleri adamı oraya  atayıverse Cumhurbaşkanı. Bakalım o zaman gıklarını çıkarıyorlar mı?  “Biz bu adamı kabul etmiyoruz, her ne kadar bizim zihniyetimizden olsa da! Seçimle gelsin, oylama yapılsın” diyecek dürüstlüğe sahipler midir? Tabii ben bunu bilemem. 
Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinin genel yapısı ve zihniyeti, Türk halkının seçim konusunda ortaya koyduğu tercih ile çelişiyor.  Galiba milletin tercihe de saygılı değiller. Benim Cumhurbaşkanım değil diyenler bile var.  Cumhurbaşkanı liyakatli bir insanı,  önerilmiş dokuz rektör adayından seçim yapıp birini atamıştır. Bu durum, diğer üniversitelerde olağan şeylerdendir. 


Boğaziçililer hem memlekette eşitlik- adalet diyecekler hem de kendi seçim haklarını kullanmak isteyecekler lakin diğer üniversitelerden kendilerini farklı görecekler. “Farklı görecekler” dediğime bakmayın aslında siz onu “üstün görecekler' olarak anlayın. 
Yakın tarihlerde siyasi seçimlerin bile nasıl yapıldığını  biliyoruz güzel yurdumda. Seçim yapmak, oy kullanmak; hakkı-hakikati belirlemeye ya da en doğrusunu yapmaya  vesile olur anlamına gelmiyor her zaman. Mademki modern yirminci asırda yöneticiler seçimle belirleniyor.  Seçilen kişi, ülkenin yönetimsel yetkinliğini, yetkisini elinde bulunduruyor. Ülkenin kalkınması ve ilerlemesi için en doğru kararları almaya çabalıyor.  Belki de öyle olması gerektiğini düşündüğüm için böyle söylüyorum.. Öyleyse diğer üniversiteler için geçerli olan rektör tayini kuralı, Boğaziçi üniversitesi için de geçerli olmalı. 


Yarım saate yakın canlı videoyu izledim. Rektör Melih Bulu, Boğaziçi Üniversitesi gençlerini, öğrencilerini dinlemeye çalışıyor. Yer yer hakarete varan cümlelerle hitap ediyorlar ona. İstifaya çağırıyorlar, bu kadar zor mu diyorlar. Siz istifa dilekçenizi yazamıyorsanız, biz yazalım siz altına imza atın diyorlar? Siz istifa edin tekrar adaylığınızı koyun, seçilirseniz kabul ederiz diyorlar? 


Benim yüzüme karşı söylenmiş olsaydı o kadar cümle ve yapılan onca protestolar, herhalde orada bir dakika bile durmazdım. Ne geniş yürekli ne hoşgörülü insan imiş Melih Bey... Derdi üzüm yemek olan ve üniversiteyi bir yıl içinde dünya çapında ilk yüze sokmayı kendisine hedef koymuş ve bunu başaracağına inanmış bir adam... Sadece “biz seçeriz” bahanesine kurban edilmek istenmekte. 


Herkes, karşılıklı konuşan insanların arka planındaki  niyetleri, hedefleri biliyor veya tahmin ediyor. Kendisine güvenilmiş ve seçilmiş bir rektör olarak atanmış insan ile bir merkez tarafından yönlendirilen gençlerin hali rahat okunuyor.


Yanlış anlaşılır mı bilmiyorum ama biz de üniversite okuduk? En çok muhatap olduğumuz ve eğitimimiz ile ilgili kişi bölüm başkanıydı. Mezunu olduğum üniversitenin rektörünü tanımam, bilmem. Eğitim süresince bir ilgim de işim de  olmadı Rektör Beyle. Çünkü ben ve benim gibiler üniversiteye gelip dört yıl içinde mezun olmayı istiyorduk. Yönetmeliklerin dışında insan, hak ve özgürlüklerine müdahale edilmesinin dışında (başörtüsü yasağını kastediyorum) herhalde öğrenci bu kadar etkileyecek bir olay değildir rektör seçimi. 


Abartmak istemiyorum ama sadece “seçim hakkının” kendi ellerinden alınması değil %52 ile memleketin yakışıklı Cumhurbaşkanını kabullenemeyen zihniyetin rüzgarı olsa gerek. 


Bu kadar öğrenciyi kim, nasıl organize ediyor, nerelerden alıyorlar bu fikirleri, nerelere kimlere  güveniyorlar, hangi projenin öncü lejyonları bunlar, Bilemiyorum.. Türk polisine katil deyip terör örgütlerinin maaşlarını söyleyebiliyorlar!?  Aslında bu kitle Boğaziçili öğrencilerinin kaçta kaçı? Her zaman olduğu gibi geniş bir suskunlar çetesi ve istifa isteyenlere tepki verecek aciz bir grup vardır. 


Üniversitede herkes görevini yapacak, ne amaçla gelmişse o hedefine kavuşmak için gayret edecek. Rektör, rektörlüğünü; öğretim görevlisi, görevini; öğrenci de öğrenciliğini yapacak ve önüne bakacaktır.


Fakat büyük yangınların böyle ufak kıvılcımlardan çıktığını bilmek gerekir.  Uygun biçimde söndürülmeli, teskin edilmelidir. Vakti geldiğinde milletin hayrına, ülkenin iyiliğine yapılabilecek her türlü hareket, atama, çalışma ortam gerginliğine meydan verilmeden  yapılmalıdır.