Ahmet TAŞTAN


KÖŞEDEKİ YENİ ANAYASA

Koca bir tarihe şahitlik etmiş yaşlı adam yakındaki büfeden almış olduğu gazeteyi okumak için bahardan kalma güneşin ısıttığı bankın üzerine oturdu.


Koca bir tarihe şahitlik etmiş yaşlı adam yakındaki büfeden almış olduğu gazeteyi okumak için bahardan kalma güneşin ısıttığı bankın üzerine oturdu. Titreyen elleriyle gözlüklerini takıp gazetenin ilk sayfasına göz attı. Sonra 3. sayfa haberleri, ardından ekonomi haberleri ve derken dünya siyaseti... Artık hiçbiri önemli değildi onun için... Neler gördüm neler, dedi. Lakin ekonomi sayfasındaki köşe yazısı dikkatini çekmişti. Bir köşe yazarı "Yeni Sivil Anayasa" başlıklı bir yazı kaleme almıştı. Okumaya değer buldu ve kalın gözlüklerinin ardından satırlar üzerine göz gezdirdi.

“İstikbal göklerdedir... Kaynağı göklerden sökün ederek insanoğluna armağan edilmiş bir kitaptan "şimdiye" ve "geleceğe" huzur bahşedecek bir anayasa inşa etmenin derdine düşmüşlerdir vekillerimiz. 

Sivil bir anayasanın yapılması için seçip meclise gönderdiğimiz koca gönüllü derin ufuklu insanlar düşünüyorlardır. İçinde yaşadığımız çağı iyi okumuş insanların temel sorunlarını mükemmelen fark etmiş ve çözüm noktasına varmışlardır. Geçmiş zamanların şartları altında oluşturulmuş bir takım yasalar zamanın değişmesiyle değişmeye mecbur kalmıştır. Onların mazi isimli müzedeki “dokunmayınız” yazılı ibarenin ardındaki yerini alma zamanı gelmiştir. 

Bu anlayışı her zaman aklımızın bir köşesinde tutmak zorundayız. Değişim kaçınılmaz ve bizi mecbur kılan şeydir. Yeni şartlar yeni anlayışlar ve yeni yasalar gerekir. Çünkü toplumsal bir ortamda yaşayan insanların anlaşabilmesi için herkesin yani her kesimin anlayabileceği bir dil ile birlik olacağı ortak bir amaç etrafında toplanılmalıdır. 

Yeni sivil bir anayasa yapılmalıdır sözüne itiraz edecek herhangi bir kimse olmayacaktır. İtiraz edenlerin en büyük korkusu  sanırım Cumhuriyetin kazanımlarının kaybedileceği endişesidir. Bu anayasayı yapacak kişiler, Cumhuriyet devrinin evlatları değil midirler ki çok farklı, çok değişik yasa tekliflerin de bulunsunlar. Tabii bilemiyorum. 

Hukuk felsefesi tahsili görmüş uzmanlardan biri olmaya gerek var mıdır, şu temel soruyu sorarken. Günümüz insanlarının hukuk sorunlarını çözen, akla, bilime, toplumsal ahlaka, toplumun dinine ve çağın anlayışına aykırı olmayacak bir anayasa ortaya konulmalıdır.

Sanırım bazı kesimler tarafından ilk itiraz edilecek nokta, dine aykırı olmayacak ifadesidir. Bugün dünyada yaşayan bunca farklı inanca sahip insanlar, hayatının bir kısmını hiçbir baskı ve zorlama olmadan bir dine tâbi olarak yaşıyorlar. Yani inanç ve din kuralları dikkate alınmadan yapılacak bir anayasa Müslüman Türk toplumunu huzura erdiremeyecektir.

Dikkat ederseniz, dinin kuralları anayasa maddeleri olsun demiyorum. Dinin haram kıldığı ve günah saydığı her davranış zaten insanın bireysel sağlığı ve toplumsal dayanışması için çok zararlıdır. Zamanımızda batının tozlanan kavramlarına kurban edilebilecek herhangi bir insanımızın olmadığını kabul etmeliyiz.

Bireyselcilik, özgürlükler, toplumsal dayanışma vb. Kavramlardan birini tercih ettiğinizde diğerini yok eden anlayış yerine, zaman ve mekan sınırlandırmaları ile öncelik ve sonralık kavramları üzerinden her birini bir arada yaşayabilecek ya da yaşatabilecek yasalara ihtiyaç var. 

Yasalar yapılırken, tarihimiz, gelenek ve göreneklerimiz de dikkate alınmalıdır. 

Neyse bu kadar ciddi konular hakkında bilgim ve sorumluluğum olmadan düşünüp kafa patlatmak yorucu geliyor. Lakin kahvede oturup çayını yudumlayan ve sigarasını tüttüren bazen elindeki gazeteyi okuyan bir vatandaş edası ile bunları da söyleyelim istedik. 

Tabii ki en doğrusunu milletin seçtiği vekiller ve konu ile alakalı hukukçular yapacaklardır. Beklentimiz; korkulardan, endişelerden uzak yerli/milli bir anlayış ile zamanımızın ihtiyaçlarına çözüm olabilecek bir anayasanın tekrardan yapılmasıdır. Hiçbir kesimin kutsalına değerlerine kastederek yapılmamalı, akıl ve mantık çerçevesinde gönül huzuru ile herkesin hüsn-ü kabul göstereceği, çağın anlayışına uygun buram buram adalet ve eşitlik kokan, insani değerleri perçinleyen dini değerlerden de yoksun olmayan bir yasa olmalıdır.”

Gözleri okumaktan biraz acımıştı yaşlı adamın, yazıyı bitirdiğinde. Gazeteyi katladı koltuğun altına sıkıştırdı ve fırına doğru yürümeye başladı.