Ahmet TAŞTAN


LİMİTLERİ ZORLAYAN ADAMA VEFA

Toprağın kara bağrında mekan tutalı 14 yıl, ne çabuk geçmişti. Ağustos ayının son pazar günü, rahmetlinin kabri başında toplanan bir zamanların liseli gençleri, vefakarlık duygusuyla Yasin-i Şerif ile kısa duaları tilavet ettikten sonra ellerini semaya gönüllerini huzura yönelttiler. Kabul olması temennisiyle dualar “amin” nidalarıyla mühürlendi.


Yıllar önceki Beraat Kandili sabahında Çanakkale gezisinden dönerken trafik kazası sonucunda aralarından ayrılan değerli bir insanı yâd ediyorlardı. Onun örnek hayatını, onun öğrettikleriyle tekrar hatırlamak çok değerli bir şeydi.

Yüzlere sürülen dualı eller daha yana düşmeden mezar taşına bir elini dayayarak konuşmaya başladı vefakârlardan biri.  Şu kabirde uzanmış yatan değerli abimiz, burada toplananların veya toplanamayan birçok insanın hayatında güzel izler bırakıp ahirete göçmüştür. Benim ifade etmem gereken en önemli cümle şudur. Rahmetli, bizim limitlerimizi keşfetmemizi sağlamış, hayatımıza yeni açılımlar getirmiş değerlimizdir.

Liseli çağlarda iken İnegöl İmam Hatibe gidip gelen sıradan bir öğrenciydim. Okul dışında sosyal faaliyetlere katılım sağlıyor,  derslerin dışında kitaplar okuyor ve öğrendiğimiz dini bilgileri hayatımızın merkezine yerleştirmeye çalışıyorduk samimiyetle.

Lakin bunlar okul, cami, ev arasındaki ufak sığ hareketlerdi. Daha sonra Bursa'dan gelip önümüze düşen, bize okuttuğu kitaplarla, yaptığı sohbetlerle  yepyeni bir dünyanın kapılarını araladı rahmetli. İkna kabiliyetinin güçlü olması, gayretli, çalışkan ve sözü özü bir insan olması bizi etkileyen, bizi yönlendiren ve bizi tetikleyen en önemli özelliğiydi..

Ben kendi adıma limitlerimi zorladım, diyebilirim.  Gemlik Fıstıklı Köyü sınırları kıyısında yaptığımız eğitim  kamplarında neler öğrendiğimizi hep anlatırız değil mi? Yoğun ve düzenli bir hayat yaşamayı oradaki planlı çalışmalara, kitap okumalarla dolu günlere borçluyuz. Yakılan kamp ateşleri belki ufkumuz aydınlattı. Terennüm edilen ilahiler, ezgiler ve arazinin dört bir tarafından aynı anda okunan ezanlar neşvemizi artırdı. Öbür koydan su taşımalar, açlığı derinden hissettiğimizde yediğimiz kuru ekmekler dünya hayatının kısa özetini öğretti. Saatlerce yapılan sohbetler dini kültürümüzü perçinledi.
Yorulmuş bedenimizi gevşetmek için toprağa uzanışlarımızın tadı da, ağıran dizler ve bellerini düzelmesi ile hissettiğimiz rahatlamanın tadı hala damaklarımızdadır. Çakallardan ve yabancılardan korumak maksadıyla tutulan gece nöbetleri ilk deneyimlerimizdi. Ekmek almak için, bir köyden diğer köye gidişlerimiz, yüksek dağlara tırmanışımız, kusur işlediğimizde ayak tabanlarımızla ödediğimiz cezalarımız şimdi tatlı bir hatıradır. Nereye gittiğimizi bilmeden mekanın tadını çıkarışımız, söylenen her şeyin kitapta yeri olduğunu kabul edişimiz, inançlı nesilleri yetiştirecek bilincimiz tarihçeyi hayatımızdan bir parçadır şimdi. Gönülleri ve zihinleri ikna edecek her cümleyi ruhumuza kazımak, en ufak davranışlarını ihlas süzgecinden geçirmek de hayatımızı süsleyen anlamlardan bazılarıdır şimdi.

Bursa İmam Hatipteki güzel çalışmaların ilçelerde neşvünema bulması amacıyla imamlık yaptığı köyden şehre inmesi, iklimin ve coğrafyanın şartlarını aşma cesaretini göstermesi nasıl bir mücadeleci ruhla muhatap olduğumu bir kez daha kavramama vesile olmuştu.

Her şeyin en güzelini, en doğrusunu bildiğini kabul ettiğimiz sözleri, hayatımızdaki sosyal çalışmaların yol işaretleri oldu. Allah'ın ayetlerini ve Peygamber Efendimizin hadis-i şerifleriyle ördüğü şahsiyetimizin inşası için usta bir duvarcı gibi çalıştı.

Gönül sahibi olup gönüllülük esasıyla gönüllerimizi yakan cümlelerini kurduğunda başka yerlere geç kalmamızın hiçbir önemi yoktu. İnancımız için olması gereken her şeyi, büyük bir fedakarlıkla yerine getirmeye and içmiş gibiydik.
Bursa'da  Esma 99 isimli kitapçıdan aldığımız beş adet kitabı 15 gün içinde bitirecek miyiz? Bitirirdik...  Bursa'nın ilçelerine gidilip sohbet halkası mı kurulacak? Kurardık.  Her ilçede bir öğrenci evi ve bir kitapçı mi açılacak? Açardık.
Uzak şehirlerde üniversite okumak için gitmek zorunda mı kalıyorduk? Giderdik. Lakin sosyal çalışmadan geri kalmazdık.Bursa'da  açan güllerin güzel rahiyaları oralara vasıl olurdu.  

Velhasıl topraktan gelen bedeni toprağa tevdi edildiği günden beri, o kahredici kazanın gürültüsü arasında duyduğumuz “Toparlanın” sözüne ittiba eden bir avuç insan olarak buradayız. Burada olmayı vicdani bir sorumluluk kabul ediyoruz, dedi ve sözü diğerlerine bıraktı.

Kardeşinin nasıl bir insan olduğunu anlatan abisi; babasının nasıl bir karaktere sahip olduğunu dile getiren evladı ile mücadelesine ve samimiyetine şahit olanların gönülden dillerine yansıyan cümlelerle muhabbet ettiler üzüm ve ekmek yerken. Seneye aynı vakitlerde buluşmak ümidiyle vedalaştı gerçek vefakarlar.