MAHMUT MACİT


MÜ’MİN TAVRI

  Mümin (inanan) yalnız Allah’a dayanır. O’na kulluk edip, yalnız O’ndan yardım ister. Okuduğu, dinlediği her bir ayet (Allah'ın sözü) kalbini titretip, imanını güçlendirir, hayatına mana katar.


MÜ’MİN TAVRI

 

       Mümin (inanan) yalnız Allah’a dayanır. O’na kulluk edip, yalnız O’ndan yardım ister. Okuduğu, dinlediği her bir ayet (Allah'ın sözü) kalbini titretip, imanını güçlendirir, hayatına mana katar.

 

 

       Mümin Allah’la iletişimini koparmadan, ihsan üzere; eylemlerinde, düşüncesinde, duygularında "ve inneke le ala hulukin azim" çizgisinde olur.

       Mümin, Allah’a olan teslimiyeti ile özgürlüğün tadına varır. İmanını yaralamadan sıratı müstakim rotasında ilerler.

       Mümin, çelik bir yay gibidir. Sekinet ve vakarıyla yürür kutlu yolunda.  İnançlarına, düşüncelerine değer yargılarına, iman eden kardeşlerine sırtını dönmeden yaşar. Dünya ve ahireti dengeleyen sağlam bir ruha sahiptir.

       İçinde yaşadığı ruhsuz çağa rağmen, vahyin yağmurlarında besler ruhunu mümin.  En acımasız çöllerde nice çiçekler yeşertir, nice acılara, tükenmişliklere şahitlik eder. İnancının kalbine damlattığı sekinet ile mevizatul haseneyi kuşanıp davetine devam eder. İbretle bakar dünyaya, en büyük sermayesinin ömür olduğunu bilir, hasenat ile ukbasına sermaye biriktirir.

       Mümin, varoluşunun Allah’a ait olduğunu ve yine Allah'a döneceğini asla unutmaz, her zaman ve her şartta yönünü Allah'a doğru dönmüştür.

       Mümin, ömrünü hakkın yoluna adamıştır. Allah’a, ebedî aleme, hesaba, mizana, hakka, adalete bağlanmıştır. Boynuzsuz koyunun, boynuzlu koyundan hakkını alacağı bir günün varlığına inanandır.

       Mümin, kınayanın kınamasından korkmaz, hakkı haykırır, güçlünün değil haklının yanında olur, haksızlık karşısında yumruğunu sıkar. Allah’ın ayetlerini hiçbir bedel karşılığında değişmez.

       Mümin, bilir ki dünya kimseye kalmaz, gaflet uykusuna dalan hazin topluluğun içinde Allah iledir, etrafına huzur saçar, az konuşur, tavır sahibidir, kalpsizleşen dünyaya bir vicdandır. Allah’ın en güzel dost ve yardımcı olduğunu aklından çıkarmaz.

        Mümin, Firavunun Musa’sı, kimsesizin yuvası, dertli gönüllerin devasıdır. Şeytanın hilelerine karşı uyanıktır, fitne fesada yer yoktur hayatında.

        Mümin, kimsenin ayıbını kusurunu araştırmaz, çekiştirmez, tecessüsten uzak kalır, söylenmez söyler, feraset, basiret sahibidir, dinlemesini bilir, dinleyene anlatır, bilmişe bilmez, ya hayır söyler ya susar, kibre kapılmaz.

        Mümin, açların, yoksulların, fakirlerin dertlerine ortak olma bilincini canlı tutar. Kendisi için istediğini kardeşi için de ister, Ensar’dır gelene. Bir gönül, bir akıl sahibidir, adalet savaşçısıdır.

        Mümin, ‘İnnemel muminune ihvetun’ (inananlar kesinlikle kardeştirler) bayrağını elinden düşürmez, yıkıcı değil yapıcıdır, konuşması hikmet, susması tefekkür, davranışı vakardır.

        Mümin, Allah'ın rızasını ön planda tutar, tüm hesapları O'nun rızası içindir. Onun için yaşayıp huzuruna alnı ak çıkmanın derdindedir.

        Mümin, Allah’a tam bir teslimiyet ile gönülden bağlanandır vesselam…

        Allah bizleri, inancımızın esaslarına hakiki manada inanan, Mü’min kullarından eylesin inşallah.