Ahmet TAŞTAN


RONALDO'NUN COCA-COLA'YA ATTIĞI GOL

Ronaldo'nun bir çift Coca-Cola şişesini, konuşma yapacağı masasının üzerinden kaldırması ve pet şişedeki suyu göstererek “su için” demesi, şirketi büyük zarara uğrattı, haberi bana değişik açılardan düşünme imkanı verdi.


Coca-Cola şirketi kârını İsrail'e gönderiyor ve Filistin’deki Müslümanlara büyük zulümler yapılmasına  sebep oluyordu yıllardır. Müslüman ülkelerdeki halklar da Ronaldo'nun Coca-Cola şişelerini konuşma yapacağı masasının üzerinden kaldırmasına benzer tepkiyi tüm İsrail mallarına ve şirketlerine yönelik boykot uygulayarak onu büyük zararlara uğratmak istemişti. Böylece İsrail’in zulümlerinin durdurulması adına ekonomik baskı kurmaya çalışılmıştı.

Kim bilir kaç kişi “Ronaldo'nun basit bir hareketi ile Coca-Cola şirketine verdiği zararı binlerce Müslüman verememiştir” kıyaslamasını yapmıştır.

Dikkat çekmemiz gereken noktaların bir tanesi de “dünya çapında tanınmışların” toplumlar üzerinde ne tür bir tesir yaptığını görmüş olmamız. Tasavvuf kültürümüzdeki “şöhret, afettir” sözü aklımızın bir kıyısında dursun da... Tanınan insanların böyle güzel faaliyetler yapmaları beni mutlu etmiştir.

Futbolcuların, gol attıktan sonra Allah'a dua etmeleri, oruçlarını sahanın kıyısında açmaları, sabah namazına camiye gitmeleri, mazlumlara ekonomik yardımda bulunmaları ve benzeri birçok insanî faaliyetleri, inanmış  gönülleri mest ediyor.  Tanınmış olmak da bir başarının sonucu, bir gayretin, bir aşkın meyvesidir. 

Siyasette, bilimde, sporda, sanatta vb. herhangi bir alanda toplumların ilgisini çekmek ve insanları yönlendirme de çok etkili oluyor tanınmış olmak. Fakat kısa ve dar davranışları  kapsayacağını zannettiğimi söylemem gerekir.

Ronaldo'yu sosyal medya üzerinden takip eden insanların sayısı malum çok fazla. Bir fotoğraf paylaştığı zaman, bilmem ne kadar insan, bir saat içinde tıklıyor, gibi ulaşılması zor ilgi makamına sahip. Ben de (Coca-Cola'ya tavrı gibi) böyle güzel davranışlar yaptığı zaman muhabbet oluştuğunu ve sevgimin depreştiğini hissediyorum. Helal olsun vallahi, demek aklıma geliyor yani. Lakin çok da sevinmiyorum. Neden?

Sanırım bu yaklaşımım dayanağı eskilere gidiyor. Ünlü biri Müslüman olunca İslamiyet'in kıymetini daha fazla anlıyoruz sanki. Halbuki Müslüman olması, o ünlünün kendisi için çok önemlidir, yorumlarını duymuş olmamla alakalıdır diye düşünüyorum. Hatta Muhammed Salah’ın sayesinde birçok futbolseverin Müslüman olduğu bilgisini duyduğumda mutlu olduğum gibi. 

Temsil etmek, çok önemli bir vazifedir demek ki. Temsil eden insanlar, kendisinden daha büyük bir konuma yükselmiş oluyor. “Türkiye, Türkiye'den büyüktür” cümlesindeki mana inceliği gibi "Ronaldo sadece futbolcu değildir" diyesim geliyor. Coca-Cola'ya yaptığı bu hareketle o artık bir “aktivist” olarak görülmelidir. Hatta bunu bir prensip edilmeli belki de futboldan sonra kendisi adına  bir vakıf kurup insanlara bildiği doğruları anlatmalı; mazlum insanların yanında olmalıdır dünyaca ünlü boksör Muhammed Ali Clay gibi...

Kendi düşünce ve davasını başkasına aktarmak için ünlü insanları ortaya çıkarmak veya düşüncelerini davalarını ünlü olanların ağzından toplumlara duyurmak vaz geçirebilecek ya da görmezden gelinebilecek bir tutum, bir reklam biçimi değildir.

Şimdi büyük soru: "Acaba Ronaldo, Müslüman olsa kaç hayranı da Müslüman olabilir?" deyip yazıyı noktalıyorum.