Mahmut MACİT


SERMAYEN TÜKENİYOR…

Bir varmış, bir yokmuş…Ömür dediğin nedir ki, göz açıp kapatmak kadar kısa, bu dünya kalıcı değil dostum, buradan sadece geçiyoruz, asıl olan ebedi hayat ve sermayen hızla tükeniyor…


 Bir şelale gibi gürültüyle akıyor, kapağı açık unutulmuş kolonya gibi ömrün uçup gidiyor, yapraklar misali tek tek dökülüyor günler. Yıllar hızla bitiyor...  İsrafın, koşuşturmanın, kavganın, sevginin, nefretin, vebalin, vaz geçmişliğin çınarından kopup uçuşan günlerin geride kalıyor...

       İman edip Salih ameller işleyerek, birbirlerine sabrı ve hakkı tavsiye edenlerin dışındaki tüm insanlık, derin bir hüsrana mahkûm. Hisler körleşmiş, insanlar, insanlığa dair ümit vermiyor. Ruhlar leke tutmuş, bir hicran yaşamakta kalpler. Zihinler nuru mübin’den mahrum, boğulmaya mahkûm karanlığında asrın. Gönülden gönüle ulaşan yollara dikenler döşenmiş...

       Tek tek diziyorsun sonsuzluğa giden yolun taşlarını, ömrünün yaprakları teker teker dökülüyor. Tükenen ömrünün ayazında nice günahlar var sayfalarında, ölmeden önce ölünüz, hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekiniz uyarısına tıkanmış kulaklar, terbiye etmiyor koca çınarların çekip gittiğini haber veren salalar. Dünyanın sahte ışıklarını söndürmek için hakikatin nurunu yakmak gerek, ruhlar özüne susamış uyanışa hasret.

       Umudunu yeşert, sakın ümitsizliğe düşme, Allah’ın rahmetinden ümit kesilmez. Yeniden doğmak gerek. Günahsız ovalara yelken açıp, sarsılmaz bir kardeşlik şuuruyla, çiçeklere böceklere, aşk dolu sözlerle yüreklere dokunmalıyız, gecenin sükûnetine dalıp, bağrında derin derin tefekküre kanatlanıp günahlarımıza kahrolarak, tövbenin huzurunu yaşamalıyız. Allah'ım beni bağışlamazsan, ziyan edenlerden olurum demeliyiz.

       Bir düşün daha dün günahsız, masum bir çocuktun, hatıraların nerede kaldı, özgürce koşup oynuyordun, ömür sermayen eriyor, aynalarda gördüğün kırışık yüz ve beyaza çalmış saçlar senin… kendine gel, belki de bir nefeslik ömrün kaldı.

      Dünyanın tüm nimetlerinden hadsiz faydalanırken, Kur'an sofrasından ne aldın hele bir bak, koskoca bir ömür, karnene ne zaman bakacak günahkâr gözlerin, yaşamın sonundasın belki... O halde vahyin sofrasından, çokça nasiplenmeye çalış...

       Zaman eriyor bir kar gibi... Dikkat et keskin virajlı, çıkmaz yollardasın. Ruhunu saran günahların, cennetine hasret, vahyin pınarından su bekler, ansızın ensenden yakalanıp rabbine döndürülmeden tövbeye koş…

       Fıtratının sesine kulak ver, özüne dön, Günahlarının girdabından kurtul ve gecenin en müstesna vaktinde affet Allah’ım, affet diye gözyaşınla yaz yüreğinin pişmanlığını... Pıhtılaşmış damarlarını Kur'an şifasıyla aç, mutmain olsun nefsin… Namazını, ibadetini, hayatını ve ölümünü alemlerin rabbi olan Allah'a adamak üzere söz ver.

      "Eûzübillahi minesseytanirracim "Bismillahirrahmanirrahim" de ve iman kılıcını kuşan, ömrünü boşa harcatan nefsinin şeytanlarına...

       Sermayen tükeniyor, Allah ile iletişimin kopmasın, Muhammed’in (sav) izleri olsun yaşamında, avuçların boş kalmasın sevap topla durmaksızın, ektiklerini gözden geçir, hasatta yüzün kararmasın. Dünyanın oyun ve eğlence yurdu olduğunu unutma, oyun yaşın çoktan geçti mevsim hazan, ömrün kayıp gitmiş ayaklarının altından, tortulanmış kalp testisi, küf kokusu sarmış yorgun bedenini...

 

       La ilahe illallah’a alıştır dilini, alıştır ki tanısın seni götürmek için gelen....Herkesin seni terk edip gittiği O gün için, seninle olacak sevaplar biriktir, biriktir ki yoldaşın olsun, rahmetin olsun, kurtarıcın olsun...

       Zaman tükeniyor, sermayen, zamanın, ömrün tükeniyor…Tövbelerimiz nasuh, yolumuz hak yolu olsun inşallah.