Ahmet TAŞTAN


SÖZDE LAF MI?

Aslında yazmak istemiyorum bu konu hakkında fakat kendimi tutamıyorum. Bazen bir fikir beni ele geçiriyor ve peşinden sürüklüyor. Fakat başka bir açıdan bakabilir miyim, diye düşünmeye çalışıyorum meseleyi.


Aslında yazmak istemiyorum bu konu hakkında fakat kendimi tutamıyorum. Bazen bir fikir beni ele geçiriyor ve peşinden sürüklüyor. Fakat başka bir açıdan bakabilir miyim, diye düşünmeye çalışıyorum meseleyi.


Neden bahsediyorum beyan edeyim: “Sözde Cumhurbaşkanı!” ifadesi üzerinde durmak istiyorum.  Her meseleye farklı açıdan bakılabildiği gibi bu cümleye de farklı açılardan bakılabilir. 


Lakin nereden bakarsanız bakın bu söz, “hakaret içeren, küçümseyen, ötekileştiren” bir ifadedir.  % 52 oy ile seçilmiş bir Cumhurbaşkanına büyük saygısızlıktır. Her zaman söylenen  meşhur veya yaygın diyebileceğimiz bir söz vardır: “Sevmek zorunda değilsiniz ama saygı duymak zorundasınız.” Nerede saygı! (Su nerede? İnek içti... İnek nerde? Ormana kaçtı...?) Anlat babam, anlat!


Ben daha çok sözü söyleyenin aklından bahsetmek istiyorum. Akıldan bahsederken zatından  bahsetmediğimizin altını çizeyim. Böyle bir sözü üreten insanın aklını, bulunduğu yeri ve duruşunu tespit etmek gerekiyor zor olsa da!


Mesela kendi konumunu bilerek ve kasten böyle bir ifade kullanıyorsa bunun “provoke etmek” isteyen bir niyeti barındırdığı aşikârdır. Gündemden düşmemek adına söylemiş olduğu onlarca sözden, sadece ama sadece birisi. Ne kadar pot kırdı, ne kadar gönül  incitti, ne kadar toplumu küstürdü çok da önemli değil onun için. Çünkü bu akıl sadece “kendine söyleneni” bir bilgisayar programı gibi sorgulamadan telaffuz eder.


Sözde bir politikacı olacak! Şu kadar oy almış ve o makamda oturmaya hak kazanmış kişiye böyle bir söz söylenir mi?  Bunu söylerken savunduğunu zannettiği demokrasi ve demokratik değerler açısından ne manaya geldiğini hiç mi düşünmez mi? Milletin aklı ile oynadığını zanneden bir aklın, acaba muhatabı kim olabilir? Değer verilmeye, kıymet biçilmeye, bahası ortaya konulmaya layık bir akıl mıdır bu? Sadece karşıtlık ilkesi ile açıklanabilecek her türlü gaf ve saçma sapan ifadeler ancak kendisi gibi olanlar tarafından alkışlanabilir. 


Tabii böyle bir aklın evsafı hakkında bizim çok söz söylememize gerek yok çünkü kelimeye gelir tarafı yok. 


Ben çevremde böyle insanlar gördüğümde onu asla muhatap almam. Böyle bir  aklın ölçebilen, tartabilen önünü, sağını, solunu görebilen bir akıl değil. Kim nereden dürterse ileri tarafa doğru eğilip bükülen bir akıl.


Akıl dediğiniz zaman biraz mantık beklersiniz, biraz iz’an umarasınız. Baktınız olmuyor; “Vermemişse Mabut ne yapsın Mahmut” noktasında demir atarsınız. Kur'an-ı Kerim'de “yoldan geçerken laf atanlara beyinsiz ya da düşüncesiz” ifadesi kullanılıp öyle insanlara “Selam de”  geç buyurulur. Zira onlar oturup konuşulacak bir akla sahip değillerdir. Kendisiyle, söylediğin kişi arasındaki mesafe; güneşli bir havada elini gözlerine siper yaparak uzakları görmek isteyen fakat bir türlü görünmeyen ufuk çizgisi kadar uzaktır.


Asla yapacak bir şey yok, boş ver, deyip geçemem. Söz söylenir okka misali... Can yakanın canı yakılır benzer sözlerle... Ve hüküm iki tarafı dinleyen millet tarafından kesilir.
“Sözde” kelimesi hakaret içermesi açısından dikkat çekicidir ama sözün kendisi de değerli ve kıymetli oluşu söz konusudur. İnsan başına ne bela alırsa alsın ağzından çıkan sözlerindendir.  “İki dudak arasını ve iki bacak arasını koruyana cennet  için kefil olurum” diyen kutlu söz, büyüklüğünü bir kez daha göstermiştir. Demek ki iki dudak arasını korumak ve oradan çıkacak her şeye sahip olmak herkesin yapabileceği bir iş değilmiş.


Demokrasiye inandığını söyleyip demokrasi şartları milletin önüne geçerek millet adına yetki kullanacağını bilen bir aklın işi değildir “Sözde Cumhurbaşkanı” ifadesini kullanmak.   Neyseki mahkemelerimiz var; dilekçe, şikayet gibi kelimeler yürürlüğe girer. Gereken yapılır yine siyah cübbeli kırmızı yakalı bir hakim sözde, anlamlı ceza denilen kelimeleri ardı ardına katiplere yazdırır. “Yaz kızım…” Hüküm verilmiş, nokta konulmuş, kalem kırılmıştır.  Sözde başkan layığını bulmuştur.