Ahmet TAŞTAN


ŞUSA; FETHİN AYAK SESLERİ

Uzun zamandır fetih ruhu tarihin tozlu sayfaları arasında izini kaybettirmişti. Bugünlerde iki devlet tek millet dediğimiz can Azerbaycan’ın kazandığı zaferlerle gurur duyuyoruz. 


Uzun zamandır fetih ruhu tarihin tozlu sayfaları arasında izini kaybettirmişti. Bugünlerde iki devlet tek millet dediğimiz can Azerbaycan’ın kazandığı zaferlerle gurur duyuyoruz. 


28 yıldır işgal altında bulunan topraklar gerçek sahiplerine kavuştu. Üzerinde secde izlerine hasret beldeler ezan sesi ile tekrar şenlenecek. Yeryüzü tümüyle Müslümanlara mescit kılınmışken insanları ibadetinden mahrum eden hakim zihniyetler yavaş yavaş mevcut güçlerini ve konumlarını kaybediyorlar. 
Dinlediğimiz mutlu müjdeli haberler İzmir depremi gibi koronavirüs salgını gibi olayların arasında iyi geldi bize. Aslında dünya hayatının özetidir bu mutluluk ve sevinç günleri; insanlar arasında dönüp dolaşır. 


Anadolu insanı olarak bizler de gurur duyuyoruz. Hem aynı milletten olduğumuz için hem de Şusa zaferine büyük katkı sunduğumuz için. Hakikaten bu günlerde Türkiye’mizin yıldızı parıl parıl parlıyor.


Varılacak menzilin işaretleri, yol boyunca sıralanmıştır. Önce küçük sorunları hallediyorsunuz sonra büyük sorunlar çıkıyor karşınıza onları da teker teker hallediyorsunuz. Önce yurtiçindeki dertlerle uğraşıyorsunuz onları yola koydum derken yurtdışındaki dertler yağmur gibi yağıyor başınıza. 
Türkiye artık bölgesinde bir güç olmaya başladığı öteden beri söylenir. Mazlumların, ezilmişlerin sevindiği bu durumun tüm insanlığa tekrardan bir rahmet olacağı müjdesini vermek bize nasip olsun. Asırlardır İslam'ın sancaktarlığını yapan bu aziz millet, ülkesinde ve ülkesi dışında o bölge halkının en temel hakkını kendilerine bırakmak amacıyla mücadele etmektedir. 


Libya'da, Azerbaycan'da ve Afrika'nın birçok ülkesine yardımlar göndermek, oradaki mazlumların hakkını temsil edenler için mücadele eden tarafta yer almak en temel vasfımız olmuştur. 
Tarihi bağları olan, aynı kıbleye yönelen din kardeşlerine yardımcı olmak ve bu arada sömürgeci, kapitalist Batı ülkelerinin maskelerini parçalayıp yüzlerine vurmak gibi bir konuma yükselmiştir. Bu anlamda Türkiye'nin kendi içinde belli meselelerde farklı fikirleri seslendiren muhalefet olsa dahi birlik ve beraberliğimizin kuvvetlenmesi ve bu milli davalarda Türkiye’yi desteklemesi gerekir. 


Aslında tüm Bu satırları zorlanarak yazdığım hissi uyandı içimde. Sonra düşündüm neden olabilir. Acaba sevinmeyi mi unuttum ya da unuttuk. Uzun zamandır fetihlerden yoksun vakitler mi geçirdik? Mağlubiyetlerle örüldü çevremiz de o yüzden mi? 
Hani şu, ekranlarda tuttuğu takım şampiyon olunca deliren gençler gibi olamadık. Ellisine varan yaşımız mı bizi böyle  sevinmeden mahrum kılan. Evet, belki de aradaki uzak mesafeler mıdır sebebi? Ya da henüz kesin bir zafer olamadığından mıdır. Yürüyecek yol, fethedecek iklimler var diye mi öyle deli gibi sevinemiyoruz. 
Ben böyle söylesem de haber spikerinin gözyaşları sayın Aliyev’in bayrak önündeki etkileyici ve kararlı hitabeti onur duymamıza vesile oldu. Teşekkürler Azarbeycan, teşekkürler Türkiye... diyerek alkışlayanların mutluluk girdabına gark olalım.


Karabağ Azerbaycan'ındır, Azerbaycan Karabağ’dır.  Hocalı katliamının hesabı soruluncaya kadar bu yolda muzaffer olana kadar kutlu yürüyüşe devam....