Mahmut MACİT


VAHYİN İÇERDİĞİ TEMEL KONULAR

Vahiy; nasıl yaşanılacağını ve nasıl ölüneceğini bildirir. Yaşamı nefes almaktan ibaret olmayan Mü'minin ,ölümü de elbette sadece nefessiz kalmak olmayacaktır.


                 Kuran'ın içerdiği temel konular; İnanç, İbadet ,Ahlak ve geçmiş kavimlerden kıssalar, ibretler olarak özetlense de insanın tüm hayatını kuşatan dünya ve ahirette huzurunu sağlayacak ilahi kurallar bütünüdür.

                  Hz.Adem (as)’ dan Hz. Muhammed(s.a.v)'e kadar tüm peygamberlerin insanlığı içine düştüğü dalalet konusunda uyarmak için hakka, hidayete, tevhide" La ilahe illallah"(Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur) akidesine davet ettiklerini görmekteyiz. Peygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.v) nübüvvetinin ,on bir yılını tevhid inancının zorlu tebliğ mücadelesi ile geçirmiştir.

                  Mü'min İnandım dediği Allah'ın, eşsiz ve tek olduğu şuuruna vakıf olup, zati ,sübuti sıfatları ve Allah'ın vahyinde belirttiği güzel isimleri ile  O'nu tanıyarak gönülden bağlanan insandı. Rabbinin azameti karşısında, teslimiyetini göstermeliydi. 

                 Bireysel ve toplumsal faydaları olan İbadet kavramının  a-be-de- kökünden türemiş; kulluk, kölelik manasına geldiğini bilerek namaz ,oruç ,zekât, hac ve kurban gibi temel ibadetlerle birlikte, Allah'ın hoşnutluğunu kazanmak amacıyla yapılan her güzel işin İbadet olduğu takvası ile Mümin; uzun, ince, hassas bir yolun yolcusuydu..

               Toplumsal bir varlıktı insan ,birlikte yaşadıkları bir dünyaları olduğundan, insanın insanla, insanın evrenle ve insanın Allah ile ilişkileri kaçınılmazdı. Rabbini asla unutmayacak, yeryüzünün mescit olduğunu bilip koruyacak, ilişkilerinin tümünde Allah’ın huzurunda olduğunu unutmayacaktı.

               Tüm bu ilişkilerinde Yaratıcısının ortaya koyduğu Evrensel Ahlak devreye giriyordu. Sahi; hepimizi sarıp sarmalayan, vazgeçilmezimiz olan, evrensel olup herkes tarafından kabul edilen ve hayatımızın pratiğinde olan kaç tane ahlâki kıymete sahibiz? 

               "Sizin en kötünüz, temiz insanlara kusur bulan ve dostlar arasına ayrılık düşüren kimselerdir"(Ali r.a)

                Yalan, hile, gıybet, su-i zan, haset, fitne, fesat vb. toplumun kardeşlik ve ahengini bozacak tüm davranışlar yasaklanırken, gönülleri birbirine yaklaştırıcı ,kaynaştırıcı davranışlar öğütleniyor, inananlar kardeş ilan ediliyordu.

                 Aramızdan övülüp, seçilen ve görevlendirilen peygamberimiz de evrensel normları en güzel şekilde pratize ederek  Allah'ın; "ve inneke le ala hulukin azim" (Şüphesiz sen yüce bir ahlak üzeresin) ültimatomu ile rol model tayin ediliyordu.

                Kur'an-ı Kerim'in geçmiş kavimlerden ibretlik kıssalar vermesinin hikmetini, Enam süresi 6.ayeti ile kavrayalım;

              "Görmediler mi ki, onlardan önce yeryüzünde size vermediğimiz onca imkânı kendilerine verdiğimiz, gökten üzerlerine bol bol yağmur indirip (evlerinin) altlarından ırmaklar akıttığımız nice nesilleri helâk ettik. Biz onları günahları sebebiyle helâk ettik ve onların ardından başka nesiller meydana getirdik."

               Kur'an, inanç, ibadet ve evrensel ahlak kurallarını koyarak, geçmiş kavimlerden örnekler vermesiyle, onların düştükleri gaflet ve dalalete düşmememizi ister, aksi taktirde, onların başına gelenlerin bizim de başımıza gelmesinin kendi ellerimizle yapıp ettiklerimiz yüzünden olacağını vurgular.

               Nuh, Lut, Ad ve Semud (a.s.)  gibi peygamber kavimlerinin helâk edilmesinin temel illetlerini vahyin ışığında irdelediğimizde ; Allah'a ortak koşmak, kibir ve yaratıcısının koyduğu kırmızı çizgileri çiğneyerek haddi aşmaları ile ön plana çıkmaktadırlar.

              "Ya eyyuhellezine âmenû âminû billahi ve rasûlihi" (Ey inandığını iddia edenler yeniden Allah'a ve resulüne iman edin) emrine uyarak, aşk ile buyrun; "Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve rasûlühü" ile sil baştan başlayalım.

               En riyasız, en etkin şekliyle İnanç, ibadet ve ahlakı kuşanalım. Kuşanalım da, pratikteki tezahürüne, şahitler biriktirsin yaşadığımız şehir. İslam'ın tebliğ ve telkinini en yakınlarımızdan başlatarak yeniden Vahyin mesajıyla dirilelim.

               Geçmişte helak edilen nice kavimlerin "kad halet"(kesinlikle gelip, geçip gittiklerini) olduklarını, bizim de fani olduğumuzu tefekkür ile Peygamberimizin; "Hâsibû  enfuseküm  kable en tuhasebu" (Hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekin) uyarısına kulak kesilelim.

              Derhal Nefsani yaşam operatörlerimizi, Kurani yaşam operatörleriyle değiştirmek  suretiyle yeniden doğup ücretsiz ve sınırsız iletişim imkanıyla, tüm hayatımızı vahiy ile buluşturarak, mutluluğu yakalayalım.

              Unutmayalım ki; "Bir Topluluk kendini değiştirmediği müddetçe Allah o topluluğun kaderini asla değiştirmeyecektir."