Mahmut MACİT


YAKARIŞ…

Sessizce sığındım yine seccademin götürdüğü limana…


Usulca seslendim, seslendiğimde beni duyan yüce güce.

Avuçlarıma mazlumları koyup arşı alaya fırlattım,

Dağların yüklenemediği ağır yükümü paylaştım.

Yağmurun seyrine salıp gözlerimi, bıraktım sahibime yüreğimi…

Söz vermiştim dünyaya sataşmamak için kendime,

Susmaktı artık geriye kalan bana, sadece susmak,

Yüreğimin yaralarını dualarıma gömdüm bu yüzden…

Tuttuğum ateş ellerimi yakarken, Bilal gibi çöle düştü bedenim.

Gecenin sükûnetine saldım hicranımı,

Resulün yıldızlarından topladım gökyüzünden.

Yağmurun öfkesi ortak olurken hüznüme,

Sessizce süzülüp, alıp götürüyordu elemimi toprağa…

Topraktan gelmiştik ve yine toprağa gidecektik.

Ey gecenin sahibi, kimsesizlerin kimsesi, arkasız yiğitlerin arkası,

Üzerine yemin ettiğin çağın hüsranından bizi kurtar.

Bize iman, güzel işler, hakkı tavsiye etmeyi ve sabrı cemilini lütfeyle.

Günah deryasının azgın dalgaları arasında kaldık, bizi kıyıya ulaştır.

Firavunun zulmü altında ezilmekten yoruldu ümmet, ufkumuzu yar bize yol aç.

Yunus'un pişmanlığındayız, "inni kuntu minezzalimin" bizi günah girdabından çıkar.

Karun'un hazinelerine imrenen doyumsuz yüreklerimizi temizle.

Fil orduları gönül saraylarımızı tarumara durdu, zihnimizdeki ebabilleri uçur.

Vahyin açlığıyla karınlarına taş bağladı inanmış kalpler,

‘Meta Nasrullah’ çığlığına kıyamdayız artık yakın olan yardımını gönder Allah'ım.

Ey gündüzün sahibi, rahmet yağmurlarını üzerimizden esirgeme.

Teslimiyeti unutan İbrahimlerin yanıyor "kunu berden ve selame" emrine hasret

Allah'ım.

Hep birlikte senin ipine tutunamayan nice inananlar birbirine düştü.

Birbirine kenetlenmiş binanın tuğlalarını paramparça ettiler Allah'ım.

Meryem’i doyurduğun gibi aç kalmış ruhlarımızı vahyin sofrasıyla doyur Allah'ım.

Yoldan çıkmış, sapkınlığa ilerleyenleri sıratı müstakimine yönlendir.

Sen ki güneşi doğudan doğurup batıdan batıransın,

Kalpler senin elinde, küflenmiş kalplerimizi arındır Allah'ım.

Sen ki karanlık gecede kara taşın üzerindeki karıncayı görüp duyansın,

Duy feryadımızı Allah'ım…

Sen ki dilediğini hidayete erdirensin, tut elimizi Allah'ım.

Seccademizin kenarında biriktirdiğimiz umut taşlarını kaybettirme.

Dijital deccal, yakıp geçti inanç bahçelerini, yardım et Allah’ım

Hüsran bastı dört bir yanımızı, kurtar, kurtar bizi Allah'ım.

Bilaller, paranın kızgın sıcaklığında sınavı kaybetti affet Allah’ım.

Nice Yusuflarımız Züleyhalara aldandı yetiş,

Nice Meryemlerimiz barbi bebeklere dönüştü,

Her yerde papyonlu sakallılar… Sindiralla bacılar…

Bahçemizdeki çiçekleri durmadan koparıyorlar yetiş ya rabbim...

Ey yalnızların kendi başına kalmışların himayecisi

Ey mazlumların sahibi, yoksulların miskinlerin sığınağı

Ey ihsanıyla tanınmış, kudreti sonsuz Allah’ım

Ey Firavunların, Nemrutların, zalimlerin saltanatını yerle bir eden Allah’ım...

Yeryüzündeki tüm inananlarına yardım et.

Sana layık kul olamadık, merhametine iltica ediyoruz, merhamet et Allah’ım.

        İmandır ilahi, avuçlarımda tuttuğum ateş yakıyor,

        Gözlerim ufka kilitlenmiş Nuh'un gemisine bakıyor…

Allah’ım bizi sana çok şükreden, çok ibadet eden, çok zikreden, seni çok seven, senin

gazabından korkan, sana çokça yakarıp nasuh tövbe eden, hidayete ermiş, sana layık

kullarından eyle.

Amin Amin  Amin...