Kerem Kaplan

Bir düşünün… Sabah işe gidiyorsunuz, masanıza oturuyorsunuz ve bilgisayarınız günün raporlarını çoktan hazırlamış. 
Mail kutunuzda sizi bekleyen cevaplar, müşteri taleplerine çoktan yanıt verilmiş. Yanınızda da kahve makineniz, siz daha gözünüzü ovuştururken kahvenizi hazırlıyor. 
Peki, bütün bunları kim yaptı? Tabii ki sizin görünmez iş arkadaşınız: yapay zekâ ve otomasyon.

Eskiden makineler yalnızca ağır yükleri kaldırır, üretim bantlarında tornavida çevirirdi. Bugün ise sadece kas gücü değil, zihin gücü de devredildi. 
Bankalardaki müşteri temsilcilerinin yerini chatbot’lar alıyor, fabrikalarda robot kollar hiç yorulmadan çalışıyor, hatta gazetelerde bazı kısa haberleri bile artık algoritmalar yazıyor.

Ben de bu gelişmeleri yakından izleyen biri olarak şunu söylemeden edemiyorum: Teknoloji hızla ilerliyor ama biz insanlar çoğu zaman ona ayak uydurmakta zorlanıyoruz. 
Sokakta ya da iş dünyasında hâlâ “robotlar işimizi elimizden alacak” korkusunu duymak mümkün. Doğru, birçok rutin meslek kaybolacak. 
Ama öte yandan yepyeni meslekler de doğuyor. Bundan on yıl önce kimse “yapay zekâ etik uzmanı” ya da “veri eğitmeni” diye bir meslek hayal etmemişti. 
Bugünse şirketler bu pozisyonları arıyor.

Bana göre asıl mesele şurada: Yapay zekâ sizi ortadan kaldırmıyor, sizi tamamlıyor. 
Bir doktorun yapay zekâ sayesinde daha hızlı teşhis koyabilmesi, bir öğretmenin öğrencisini daha iyi tanıyabilmesi, bir çiftçinin toprağına doğru zamanda su verebilmesi… 
Bunların hepsi bize zaman ve verimlilik kazandırıyor. İşte bu noktada insanın sezgisiyle makinenin hızı birleşince ortaya bambaşka bir güç çıkıyor.

Ama unutmamak lazım, işin bir de etik tarafı var. Mesela, yapay zekâ sizin verilerinizi toplarken gizliliğiniz nasıl korunacak? 
Bir algoritma önyargılıysa, yanlış kararlar verirse kim sorumlu olacak? İşte bu sorular, önümüzdeki yıllarda en az teknolojinin kendisi kadar tartışılacak.

Ben Kerem KAPLAN olarak şunu düşünüyorum: Yapay zekâ ve otomasyonu rakip değil, yol arkadaşı görmeliyiz. 
Onları doğru kullanırsak işlerimizi kolaylaştıracak, bize yeni ufuklar açacak. Ama kendi rolümüzü unutmadan, insan kalmayı başararak… 
Çünkü makineler öğrenebilir, hesap yapabilir, hatta yazı yazabilir. Ama hayal kurmak, sorgulamak ve duygularla karar vermek hâlâ sadece bize ait.

Son sözüm şu: Teknolojiyi biz yönetecek miyiz, yoksa o mu bizi yönetecek? İşte asıl cevap aramamız gereken soru bu.


Yapay Zekâ ve Otomasyon: Geleceğin İş Arkadaşları

Kerem KAPLAN ile Dijital Çağ

30.08.2025 10:51:00